Bilmem ki, bundan daha kavurucu sıcaklarla karşılaşacak mıyız? Bu soruyu soruyorum kendi kendime ve yine cevap veriyorum; gittikçe daha da sıcak oluyor!
Herkes sıcaklardan dert yanıyor, peki nerelerde yanlış deyip de ne kadar zarar verdiğimizi düşünüyor muyuz? Yolda giderken, sigarasının izmaritini fırlatarak binlerce hektarlık yeşil zenginliğimizi; oksijen kaynağımızı yaktıklarını düşünüyorlar mı? Yazık değil mi, onca emekle yetiştirilen ağaçlar bir iki saat içinde kül olsun. Ağaçlarımız yandıkça, işte bizlerde böyle yanıyoruz! Aslında yananlar ağaç değil, bizim canlarımız!
Çevreci anlayışa insanlar neden bu kadar duyarsız kalıyor? Bahçemizde bir iki ağaç görmeyi neden istemiyoruz? Haftada bir iki defa ağacı sulamayı neden çok büyük bir yük olarak görüyoruz? Bir hata yapıyoruz ve sürekli bunun devamını getirerek daha da büyümesine sebep oluyoruz. Birçok yerde olduğu gibi Malatya’mızda da su sıkıntısı var. Eğer bizler aklımızı başımıza almaz da, sürekli olarak çevreye zarar verirsek, gereksiz gereksiz araçları kullanarak zararlı gazların atmosfere karışmasına seyirci kalırsak, yollarda giderken fütursuzca sigaramızın izmaritini atarsak, daha çok yanacağız!
Klima yok mu kardeşim, al bir tane serinle! Klima neyle çalışacak? Elektrikle, barajda su yok! Elektrik nasıl üretilecek? Elektronik eşyalar da bir noktadan sonra bizi yarı yolda bırakabilir. Bunu unutmamak lazım… Sonuçta elektrikle çalışıyorlar ve enerji alamadıkları takdirde bizlere hizmet sunamazlar!
Çok şükür, elektriğimiz var şimdi ama böyle devam edersek, elektrik ve su diye bir şey kalmayacak; gelecek nesil yeşilin ne olduğunu göremeyecek. Ağacın ne olduğunu bilmeyecek, farkında mısınız yeşil alanlarımız gün be gün azalıyor. Birileri bu yeşil alanlara beton yığınlarını kat kat yükseltirken de, bunu marifet zannediyorlar!
Biraz durup düşünsek, içinde bulunduğumuz bu kötü koşulların asıl sorumlusunun kim olduğunu öğrenmek hiç de zor değil! İnsan! İnsan ki, aklıyla çağ kapatıp; çağ açarken, dünyadaki düzeni de altüst etmeyi başarıyor! Farkında olmadan ya da farkında olarak kendi sonumuzu hazırlıyoruz.
Bilmem ne zirvesi bir araya gelmişte, dünyadaki liderler toplanmış ve atmosfere zarar veren gazların %50 oranında azaltılmasına karar verilmiş. Ne büyük lütuf! Bunun için de teşekkür etmek gerekir, neyse ki azaltma kararı almışlar! Be ahmak adam, susuz kaldığın zaman, oksijensiz kaldığın zaman para mı sana su ve oksijen verecek?
Bazı konularda aklımızı en iyi şekilde kullanırken, yaşadığımız dünyayı güzelleştirmek ve iyileştirmek adına neden bir şeyler yapmıyoruz? Sadece günümüzü kurtarmanın mantığıyla hareket ederek, nereye kadar varabiliriz ki? Bugünün yarını yok mu? Hadi yarını da atlattık, bir sonraki günü yok mu? Böyle atlatarak nereye kadar varabiliriz ki? Yolun sonu çıkmaz sokak! Bunu görebilecek ve hissedecek kadar aklımız yok mu?
İlle de birilerinin meydana çıkıp, “Ciğerlerimiz Yanıyor!” demesi mi lazım? Her gün bir bakıyoruz, ciğerlerimizden biri yanıp kül oluyor… İnsaf ya, bir yerlere otel yapmak için yoksa sabotaj mı yapılıyor? Kardeşim; oteli kurduğun zaman, kazanacağın para bir gün oksijeni, suyu almaya yetecek mi dersin?
Bütün dünya devletlerinin bir araya gelerek, bu konuda ciddi projeler üretmeleri gerekiyor. Onlar akıllarına bunu getirene kadar (!) da bizler aklımıza hemen getirip bir şeyler yapmalıyız. Mecbur kalmadıkça aracımızla trafiğe çıkmamalıyız. Arkadaşlara, ailelerle birlikte ağaçlandırma çalışmaları yapmalıyız. Etrafımızdaki insanları çevre bakımı ve temizliği konusunda; ağaçların korunması konusunda bilinçlendirmeliyiz.
En önemlisi, sigara içiyorsunuz bari söndürmeden atmayın diye uyarmamız lazım. Güzel kardeşim, hadi kendi ciğerine zarar veriyorsun, milyarlarca insanın soluduğu oksijeni yakmanın ne anlamı var? Ormanlarımızdan ne istiyorsun?
Siz ne kadar içtiğim bir sigaradan ne olacak deseniz de, bunun bir yıl boyunca hesabını yaptığınız da o dumanın içinde boğulursunuz!
Dışarıda ne kadar sıcak olduğunu hissedemeyen varsa, oturduğu yerden kalkıp bir dışarıyı dolaşsın derim! Belki aklı başına gelir!
Bol oksijenli ve ağaçlı günler diliyorum.
Herkes sıcaklardan dert yanıyor, peki nerelerde yanlış deyip de ne kadar zarar verdiğimizi düşünüyor muyuz? Yolda giderken, sigarasının izmaritini fırlatarak binlerce hektarlık yeşil zenginliğimizi; oksijen kaynağımızı yaktıklarını düşünüyorlar mı? Yazık değil mi, onca emekle yetiştirilen ağaçlar bir iki saat içinde kül olsun. Ağaçlarımız yandıkça, işte bizlerde böyle yanıyoruz! Aslında yananlar ağaç değil, bizim canlarımız!
Çevreci anlayışa insanlar neden bu kadar duyarsız kalıyor? Bahçemizde bir iki ağaç görmeyi neden istemiyoruz? Haftada bir iki defa ağacı sulamayı neden çok büyük bir yük olarak görüyoruz? Bir hata yapıyoruz ve sürekli bunun devamını getirerek daha da büyümesine sebep oluyoruz. Birçok yerde olduğu gibi Malatya’mızda da su sıkıntısı var. Eğer bizler aklımızı başımıza almaz da, sürekli olarak çevreye zarar verirsek, gereksiz gereksiz araçları kullanarak zararlı gazların atmosfere karışmasına seyirci kalırsak, yollarda giderken fütursuzca sigaramızın izmaritini atarsak, daha çok yanacağız!
Klima yok mu kardeşim, al bir tane serinle! Klima neyle çalışacak? Elektrikle, barajda su yok! Elektrik nasıl üretilecek? Elektronik eşyalar da bir noktadan sonra bizi yarı yolda bırakabilir. Bunu unutmamak lazım… Sonuçta elektrikle çalışıyorlar ve enerji alamadıkları takdirde bizlere hizmet sunamazlar!
Çok şükür, elektriğimiz var şimdi ama böyle devam edersek, elektrik ve su diye bir şey kalmayacak; gelecek nesil yeşilin ne olduğunu göremeyecek. Ağacın ne olduğunu bilmeyecek, farkında mısınız yeşil alanlarımız gün be gün azalıyor. Birileri bu yeşil alanlara beton yığınlarını kat kat yükseltirken de, bunu marifet zannediyorlar!
Biraz durup düşünsek, içinde bulunduğumuz bu kötü koşulların asıl sorumlusunun kim olduğunu öğrenmek hiç de zor değil! İnsan! İnsan ki, aklıyla çağ kapatıp; çağ açarken, dünyadaki düzeni de altüst etmeyi başarıyor! Farkında olmadan ya da farkında olarak kendi sonumuzu hazırlıyoruz.
Bilmem ne zirvesi bir araya gelmişte, dünyadaki liderler toplanmış ve atmosfere zarar veren gazların %50 oranında azaltılmasına karar verilmiş. Ne büyük lütuf! Bunun için de teşekkür etmek gerekir, neyse ki azaltma kararı almışlar! Be ahmak adam, susuz kaldığın zaman, oksijensiz kaldığın zaman para mı sana su ve oksijen verecek?
Bazı konularda aklımızı en iyi şekilde kullanırken, yaşadığımız dünyayı güzelleştirmek ve iyileştirmek adına neden bir şeyler yapmıyoruz? Sadece günümüzü kurtarmanın mantığıyla hareket ederek, nereye kadar varabiliriz ki? Bugünün yarını yok mu? Hadi yarını da atlattık, bir sonraki günü yok mu? Böyle atlatarak nereye kadar varabiliriz ki? Yolun sonu çıkmaz sokak! Bunu görebilecek ve hissedecek kadar aklımız yok mu?
İlle de birilerinin meydana çıkıp, “Ciğerlerimiz Yanıyor!” demesi mi lazım? Her gün bir bakıyoruz, ciğerlerimizden biri yanıp kül oluyor… İnsaf ya, bir yerlere otel yapmak için yoksa sabotaj mı yapılıyor? Kardeşim; oteli kurduğun zaman, kazanacağın para bir gün oksijeni, suyu almaya yetecek mi dersin?
Bütün dünya devletlerinin bir araya gelerek, bu konuda ciddi projeler üretmeleri gerekiyor. Onlar akıllarına bunu getirene kadar (!) da bizler aklımıza hemen getirip bir şeyler yapmalıyız. Mecbur kalmadıkça aracımızla trafiğe çıkmamalıyız. Arkadaşlara, ailelerle birlikte ağaçlandırma çalışmaları yapmalıyız. Etrafımızdaki insanları çevre bakımı ve temizliği konusunda; ağaçların korunması konusunda bilinçlendirmeliyiz.
En önemlisi, sigara içiyorsunuz bari söndürmeden atmayın diye uyarmamız lazım. Güzel kardeşim, hadi kendi ciğerine zarar veriyorsun, milyarlarca insanın soluduğu oksijeni yakmanın ne anlamı var? Ormanlarımızdan ne istiyorsun?
Siz ne kadar içtiğim bir sigaradan ne olacak deseniz de, bunun bir yıl boyunca hesabını yaptığınız da o dumanın içinde boğulursunuz!
Dışarıda ne kadar sıcak olduğunu hissedemeyen varsa, oturduğu yerden kalkıp bir dışarıyı dolaşsın derim! Belki aklı başına gelir!
Bol oksijenli ve ağaçlı günler diliyorum.
0 yorum:
Yorum Gönder