Geçtiğimiz hafta, okuduğum bir haberde; “Oyun oynayan bir baba, oyunu kaybetmesine neden olan bebeğini öldürdü!” yazıyordu.
Hani insanın içi bazen dertlerle dolu olur ya, bunu okurken aynen o duruma düştüm. İçim daraldı, nefesim kesildi. Yazıklar olsun, dedim. Bu olay, bir başka ülkede gerçekleşse de; adına insan denilen bir mahlûk yapıyor. Sebebi de neymiş biliyor musunuz? Oyun oynarken, yavrucağız babasına dokunmuş ve bundan dolayı baba(!), oyunu kaybetmiş; bunun üzerine bebeği tekmeleyerek, oyuna devam etmiş ve yavrucağız oracıkta ölmüş…
Sağlık görevlileri, eğer çocuk yetiştirilseydi, yaşayabilirdi açıklamasını yapmışlar. Allah aşkına söyler misiniz, ben bu olay üzerine ne diyeyim? Bu olay için sadece yazıklar olsun diyorum, o yavruya o acıları çektirenlere yazıklar olsun, insanlığından çıkarak; hayvan bile diyemeyeceğimiz, ne olduğu meçhul bir varlığa dönüştükleri için yazıklar olsun diyorum.
İrademizi hiç kontrol edemiyor muyuz? Eğer irademizi kontrol edemiyorsak, bize insan denilebilir mi? İnsanlar akıllarıyla hareket ederler, olaylar onları yönlendirmemeli; insanlar olayları yönlendirilmelidir. İnsanlar birer kukla ya da robot değildir.
Bebeklerin gülüşlerinin insanları mutlu ettiğine dair bir araştırma açıklanırken, diğer taraftan birileri o gülüşleri yok ediyorlar. Güzel Türkiye’mde de maalesef buna benzer olaylar olmakta, her ne kadar bir oyunun sonucunda olmasa bile, yapılan her şey bir oyun değil mi? Yaşam bir oyun değil mi? Oyunu kuralına göre oynamak zorundasınız. Yoksa kaydeder ve devre dışı kalırsınız. Bu oyun kuralları da asla acımasız değildir, başkalarına zarar verecek maddeleri içinde barındırmaz. Ama oyunun kurallarını yorumlayan kişiler, yanlış yorumlamaları sonucunda tehlike çanlarını çalmaya başlarlar. Toplumda huzur ve mutluluk diye bir şey bırakmazlar.
Günümüzde aile içi iletişimi çok fazla ihmal ettiğimizden dolayı, iletişim kopuklukları meydana gelmektedir. Bunun neticesinde de vurdumduymaz bir ebeveyn ortaya çıkmaktadır. Bir anlık nefislerine yenilerek, dünyaya çocuk getiren bu kişiler; henüz sorumluluklarının farkında değiller. Gelen bu melek yüzlü yavruyu da kendilerine ayak bağı olarak görmekte ve bu ayak bağından kurtulmaları gerektiğini düşünüyorlar. Kendilerini de uçuruma sürüklediklerinin farkında değiller!
Çocuklar bizim gelecekteki dehalarımızdır, onlar bizim gözbebeklerimiz; sevincimizin kaynağıdır. Yoğun meşgale dünyasında, bir an durup da bizi neşelendiren müthiş sevecen küçük ama düşünceleri büyük insanlardır!
Bunu anlayamıyor ve bunun önemini kavrayarak, oyun ile bu sorumluluk arasındaki bağı fark edemiyorsak; bir defa daha yazıklar olsun bize. Artık bu tür haberleri okumak istemiyorum; çocukların ölüm haberlerini istemiyorum. İnsan görmek istiyorum karşımda, insan görünümlü, vahşi yaratıklar değil!
Bir taraftan güzel şeyler başarmaya çalışırken, birilerin bu güzel çalışmaları altüst etmesine izin vermemeliyiz. Evlenen çiftler, evliliği sadece yuva kurup hayatı devam ettirmekten ibaret görmemelidir. Huzuru ve mutluluğu katlayarak devam ettirecek kutsal bir yuva olarak görmelidirler.
Bunun bilincinde olarak hareket etmeli ve sorumluluklarımızı en iyi şekilde bilmemiz gerekir. İnsanın nefsi arzuları olabilir, bu normaldir. Ama önemli olan, ölçüleri zorlamamaktır. Ölçüler bozulduğu zaman düzen bozulur. Toplumda güven kalmaz, huzur kaçar gider. Daha sonra yakalayın, yakalayabilirseniz…
Hedefi olmayan gemi, batmaya ve kaybolmaya mahkûmdur!
Hani insanın içi bazen dertlerle dolu olur ya, bunu okurken aynen o duruma düştüm. İçim daraldı, nefesim kesildi. Yazıklar olsun, dedim. Bu olay, bir başka ülkede gerçekleşse de; adına insan denilen bir mahlûk yapıyor. Sebebi de neymiş biliyor musunuz? Oyun oynarken, yavrucağız babasına dokunmuş ve bundan dolayı baba(!), oyunu kaybetmiş; bunun üzerine bebeği tekmeleyerek, oyuna devam etmiş ve yavrucağız oracıkta ölmüş…
Sağlık görevlileri, eğer çocuk yetiştirilseydi, yaşayabilirdi açıklamasını yapmışlar. Allah aşkına söyler misiniz, ben bu olay üzerine ne diyeyim? Bu olay için sadece yazıklar olsun diyorum, o yavruya o acıları çektirenlere yazıklar olsun, insanlığından çıkarak; hayvan bile diyemeyeceğimiz, ne olduğu meçhul bir varlığa dönüştükleri için yazıklar olsun diyorum.
İrademizi hiç kontrol edemiyor muyuz? Eğer irademizi kontrol edemiyorsak, bize insan denilebilir mi? İnsanlar akıllarıyla hareket ederler, olaylar onları yönlendirmemeli; insanlar olayları yönlendirilmelidir. İnsanlar birer kukla ya da robot değildir.
Bebeklerin gülüşlerinin insanları mutlu ettiğine dair bir araştırma açıklanırken, diğer taraftan birileri o gülüşleri yok ediyorlar. Güzel Türkiye’mde de maalesef buna benzer olaylar olmakta, her ne kadar bir oyunun sonucunda olmasa bile, yapılan her şey bir oyun değil mi? Yaşam bir oyun değil mi? Oyunu kuralına göre oynamak zorundasınız. Yoksa kaydeder ve devre dışı kalırsınız. Bu oyun kuralları da asla acımasız değildir, başkalarına zarar verecek maddeleri içinde barındırmaz. Ama oyunun kurallarını yorumlayan kişiler, yanlış yorumlamaları sonucunda tehlike çanlarını çalmaya başlarlar. Toplumda huzur ve mutluluk diye bir şey bırakmazlar.
Günümüzde aile içi iletişimi çok fazla ihmal ettiğimizden dolayı, iletişim kopuklukları meydana gelmektedir. Bunun neticesinde de vurdumduymaz bir ebeveyn ortaya çıkmaktadır. Bir anlık nefislerine yenilerek, dünyaya çocuk getiren bu kişiler; henüz sorumluluklarının farkında değiller. Gelen bu melek yüzlü yavruyu da kendilerine ayak bağı olarak görmekte ve bu ayak bağından kurtulmaları gerektiğini düşünüyorlar. Kendilerini de uçuruma sürüklediklerinin farkında değiller!
Çocuklar bizim gelecekteki dehalarımızdır, onlar bizim gözbebeklerimiz; sevincimizin kaynağıdır. Yoğun meşgale dünyasında, bir an durup da bizi neşelendiren müthiş sevecen küçük ama düşünceleri büyük insanlardır!
Bunu anlayamıyor ve bunun önemini kavrayarak, oyun ile bu sorumluluk arasındaki bağı fark edemiyorsak; bir defa daha yazıklar olsun bize. Artık bu tür haberleri okumak istemiyorum; çocukların ölüm haberlerini istemiyorum. İnsan görmek istiyorum karşımda, insan görünümlü, vahşi yaratıklar değil!
Bir taraftan güzel şeyler başarmaya çalışırken, birilerin bu güzel çalışmaları altüst etmesine izin vermemeliyiz. Evlenen çiftler, evliliği sadece yuva kurup hayatı devam ettirmekten ibaret görmemelidir. Huzuru ve mutluluğu katlayarak devam ettirecek kutsal bir yuva olarak görmelidirler.
Bunun bilincinde olarak hareket etmeli ve sorumluluklarımızı en iyi şekilde bilmemiz gerekir. İnsanın nefsi arzuları olabilir, bu normaldir. Ama önemli olan, ölçüleri zorlamamaktır. Ölçüler bozulduğu zaman düzen bozulur. Toplumda güven kalmaz, huzur kaçar gider. Daha sonra yakalayın, yakalayabilirseniz…
Hedefi olmayan gemi, batmaya ve kaybolmaya mahkûmdur!
0 yorum:
Yorum Gönder