07 Temmuz 2008

Şimdilerde Evlenenler...

Yaz ayı olması münasebetiyle birçok insan bu zamanlarda evlenirler. Yuvalarını kurarak, bu hayatı beraberce devam ettirmenin temelini atarlar. Hep iyi dilekler vardır dillerde... Herkesin ortak bir temennisi mutlu olmaları...

Özellikle anne ve baba yok mu? Oğulları ya da kızları artık kendilerinden ayrılıyor. Kuş büyüdü ve yuvadan uçma zamanı geldi. Ama anne yüreği işte, ister istemez üzülüveriyor. Bunca zaman birlikte oturuyorlardı, birden ayrılıp gitmeleri kendilerini çok üzüyor olsa gerek. Bundan sonra da onların bizzat dizlerinin yanında olmayacağını düşünerek daha bir hüzünleniyorlar. Ama her zaman onlar ailelerini bırakmayacaklardır.

Neden evlenilir sorusuna cevap bulmaya çalışayım. Kendi evlilik hakkındaki düşüncelerimi aktarmak istiyorum. Katılanlar olabilir, katılmayanlar olabilir.

Evlilik, sadece hayat boyu sürecek bir birliktelik anlamına gelmez. Eve gel, işe git. Çoğal, bulaşık, çamaşır yıka, soba kur, odunları, kömürleri taşı... Bunlar hayatın olmazsa olmazları! Ama bunun için evlenilmez, evlilik düşüncelerimizi paylaşabileceğimiz ve güzel hayallerimize destek için daima yanımızda olduğunu hissettiren bir insanın olması için vardır.

Üzülerek söylemek isterim ki, çevremde gördüğüm yeni çiftlerin bir kısmında o heyecanı göremiyorum. Sadece evlenip, çoğalıp ve olması gerekenden başka bir aktivite gözlerinde göremiyorum. Oysa bunlar bir zaman sonra insanı sıkacaktır. Karşılıklı iletişim çok önemlidir. Bir ömür boyu asla bitmek ve tükenmek bilmeyen bir sohbet zamanları olmalıdır. Ancak o zaman aşk dedikleri şey bitmez. Hani derler ya, aşk bitti; sevgi bitti ayrılıyoruz! Bu sevgiyi ya da aşkı bitiren nedir diye sorgulamaz insan.

Ben bunları hiç yaşamadım ama tahmin edebiliyorum. İnsanlar her yazdığı şeyi mutlaka yaşamak ve içinde olmak zorunda değildir. Bir kazazedenin çektiği ızdırabı kelimelere dökmek için onun gibi kazaya uğramak gerekmez. Eğer böyle olursa sanırım dünyada insan kalmazdı.

Yapacak çok şey var. Türlü türlü aktiviteler var. Sadece gündelik yaşamdaki olağan işler arasında kendimizi sıkmamamız gerekir. Mesela bir arkadaşım, kütüphaneden bir kitap almış ve bakmış ki, kitabın sayfaları dağılmış; kapak meydanda yok gibi... Hemen bir matbaaya giderek, bunu bir güzel ciltletmiş ve kütüphaneye tekrar vermiş. Tabii ki görevli adam da, “Bu bizim kitap mı?” diye şaşkınlığını dile getirmiş.

Bazen de bu tür aktiviteler için maddi imkânların kıtlığından şikâyet edilir. Doğrudur çünkü gerçekten de bir yuvayı kurmak ve onu devam ettirmek kolay bir iş değildir. Ama imkânsız da değildir. O yüzden öncelikle eşler kendileri birbirlerine tam güvenmeli ve her konuda birbirlerinin destekleyicisi olmalılar. Ancak bu şekilde sıkıntıları göğüsleyebilir ve onlarla baş edebilirler.

Sadece olağan işlerle uğraşarak evliliğini devam ettirenlerde bir huzursuzluk başlar. Eğer bunun kaynağı sağlam bir şekilde tespit edilmezse, yuvada çatırtı sesleri gelebilir. Bu da hoş değildir.

Tabii diyeceksiniz ki, uzaktan davulun sesi hoş geliyor. Haklısınız, bizzat içinde olmadan anlamak zor olabilir ama anlayabiliyorum. Ne olursa olsun, mutlaka yapacak bir şeylerin olduğunu biliyorum. Eğer sabır ve sebat ile hareket edildiği takdirde karşımızda hiçbir engel duramayacaktır.

Şimdilerde evlenenler, lütfen birbirinizin düşüncelerini sevin. Bunun dışına çıktığınız takdirde sıkıntılar olabilir. Bu da herkesi üzer. Özellikle toplumu üzer. Çünkü toplumun yapı taşı ailedir. Aile kavramının ortadan kaybolması ya da zarara uğraması toplumun zarara uğraması anlamına gelmektedir.

Şimdilerde evlenenlere ve daha önceden de evlenenlere; ömür boyu mutluluklar diliyorum.

0 yorum: