01 Temmuz 2008

Bir Yaz Günü…

Temmuz sıcakları geldi çattı… Bu sıcakta ne yazarım diye kara kara düşünüyorum. Hoş havada bulutta yok ki, kara kara düşüneyim…

Şaka bir yana bu bir mektup olsun dedim, sonuçta mektup da bir edebi türdür. Önemli olan kendimizi karşımızdaki insana anlatabilmek ve bunu en iyi şekilde gerçekleştirebilmek… Bunu bir de edebi türleri kullanarak, yazıya döktük mü sanırım biraz daha iyiye doğru gider.

Yaz sıcakları dedim, hakikaten boğucu bir sıcak var. Otobüsle bir yere gidersiniz, otobüs yolcu indirmek için ya da almak için durdu mu; yine sıcaktan insanlar kavruluyor! Eğer önlem almazsak ve binlerce hektarlık ormanlarımız yanmaya devam ederse, varın sonucu siz düşünün! Yolda seyahat ederken; bir eli direksiyonda, bir eli sigarası ile camda araç sürenler, o sigaralarını alıp bir yerlere fırlatıveriyorlar ya! Be insan, sen kendi ciğerine ne diye sigara atıyorsun diye sormak lazım! Anlayana tabii…

Gerçi burada bizi anlamayanlar olmaz da… Burada yayınevlerine de bir çağrı, kitap bastıktan sonra mutlaka fidanlar dikiniz. Okurlarınızı toplayarak, ağaçlandırma kampanyaları düzenleyerek, hep birlikte çölleşmeye meyilli cennet mekân ülkemi ağaçlandıralım…

Başka bir Türkiye yok! Başka bir gönüllü de yok. Biz gönüllü olmak durumundayız.

Bu mektubu yazmaya başladığımda aklımda net bir konu yoktu. Ama kalemi tutayım gerisi gelir dedim. Hoş kalem de yok ya! Artık klavye var… Her ne kadar klavye olsa da zaman zaman yazma egzersizleri yapmak lazım. Bazen dilekçe ya da kâğıda yazı yazmak zorunda kalırsanız, okunaksız bir biçimde yazarsanız, okuma yazma bildiğinizden şüphelenebilirler. Yazım o kadar iyi değildir ama herkes okuyabilir. Ama şu hattatlar yok mu? Bayılıyorum onlara, bir isimlerini yazıyorlar, onu nasıl yaptıklarını anlayamıyorsunuz. Biz zar zor bir doğruyu çizemiyoruz…

Azmetmek ve sevmek gerekiyor. Bunun ikisi olursa, başaramayacağımız. Fethedemeyeceğimiz İstanbul yoktur! Dünyanın her yerinde keşfedilmeyi bekleyen yerler var. Hatta teknolojide son nokta olarak bilinen Japonya bile yeni kâşifleri beklemekte! Yani zaman ne olursa olsun, mutlaka çağ kapatıp çağ açan birini arıyorsunuz…

Konu bulamadık dedik ya… Aslında birkaç konu buldum ama dergiye ve başka bir site için hazırladım. www.sanatalemi.net adlı sitede inşallah kısa bir süre sonra yazılarım yayınlanacak ve birçok kişiye böylece seslenmiş olacağım.

Aynı zamanda Genç Gelişim ve Genç Öğrenci adlı dergilerde yazılarım yayınlanıyor. Bu dergiler aracılığıyla da birçok kitleye ulaşabiliyorum.

Bu sitemi de unutmamak lazım, okuyucularımla köprü kurabildiğim yegâne yer burası… İstediğim an, hemen yazıveriyorum ve herkes istediğinde okuyabiliyor.

Kimileri yazılanları beğendiklerini söylerken, seviniyorum. Sevmediklerini söyleyenler olunca da, suratımı asıp durmuyorum tabii… Sevmek nasıl bir duyguysa, sevmemek de duygudur. Saygı duymak lazım. Yoksa insan olmanın ne anlamı kalır değil mi?
Yazar M. Nuri YARDIM hocamıza çok teşekkür ederim. Sanatalemi.net’in kapılarını açarak binlerce insana seslenebilmeme fırsat verdikleri için…

Ayrıca zaman zaman genç yazar adaylarıyla ve genç yazarlarla hatta üstatlarla sohbetler ediyoruz. Gerçekten çok enfes bir sohbet oluyor doğrusu… Ortak bir noktada buluşmak insanı mutlu ediyor olsa gerek! Farklı düşünceler olsa bile, hepsinin buluşma noktası yazmak! Çeşit çeşit birçok konuda yazmak…

Görüşmek üzere, sağlıcakla kalınız.

0 yorum: