Bu yazımdan dolayı beni çok fazla kişi eleştirebilir ancak yazımın sadece bir bölümü değil, tamamını dikkatle okuyunuz. Böyle yapmanız durumunda eleştiriler daha sağlıklı olacaktır.
Bugünlerde büyük bir futbol coşkusu var. Milli takım, dünya çapında sahalarda kendisini göstermek üzere ülke ülke dolaşıyor… Bunda başarılı da oluyor ve milyonlar bu sevinci coşkuyla karşılıyorlar. Sırf bu maçı izleyebilmek için yeni yeni büyük televizyonlar alınıyor! Sırf bu maçı izleyebilmek için bazı yapılması gereken işler askıya alınıyor!
Kimse zannetmesin ki, buna muhalefet ediyorum. Ben sağlıklı bir şekilde düşünerek olaya bakmaya çalışıyorum. Elbette ki bütün insanları tek bir noktada buluşturan bu etkinlik gayet güzel! Ama gerçekten faydalıysa güzel… Birileri bu etkinlikten dolayı zarar görüyorsa, bunun bütün insanları tekbir noktada buluşturan bir etkinlik olarak nitelemek çok zordur.
Bilimsel ve teknolojik olarak futbolun bize bir katkısı bulunmamaktadır. Üretim adına herhangi bir şey yoktur. Hizmet adına da bir şey yoktur. Futbol, sadece bir hobi olarak kalmaktadır ve stres atmak amacıyla ilgilenilmektedir. Hatta günümüzde bu adeta meslekleşmiş ve futbolculuk herkesin imrenerek baktığı bir meslek seçenekleri arasında bulunmaktadır.
Bu coşkuların dozunu kaçıran bazı insanlar, çevresindekilere zarar vermekte ve körpecik hayatları mahvetmektedirler. Ayrıca etrafta bulunan işyerlerinin ve otobüslerin camlarını indirmeyi de marifet addetmektedirler!
Bizi araştırmadan uzaklaştıran, zamanlarımızın çoğunu ekran başında maçları takip ederek, şampiyonluğa şahit olmamızı sağlayan futbolun kerameti nerededir? Bizleri dünyanın geri kalmışlığından, bilimsel ve teknolojik açıdan geri kalmışlığımızdan futbol mu kurtaracak? Belki bu savunmamla birçok insanı karşıma alacağım ama adeta kendi oluşturduğumuz futbolu, adeta tapma noktasında yüreğimizde büyüttük. Bunun heyecanıyla kalpler dayanamayıp, canlar gidiyor… Bunun mantıklı bir açıklaması yapılmalıdır. Ne için bu kadar heyecanlanılıyor da, kalp buna dayanamıyor!
Elbette, dünya çapında kabul görülen futbol müsabakalarında dereceye girmek heyecanlandırıyor, diyeceksiniz. Ancak bunun için değer mi, bunca heyecana ve kalbimize yenik düşmeye? Değer mi, gece vakti silahları ateşleyerek meraklı bakışlar arasında duran, körpecik çocukların hayatını karartmaya? Değer mi askıya aldığımız işleri ertelemeye?
Her defasında neden geri kalıyoruz diye tartışmalar yapılıyor. Üretmeyen bir toplum, düşünmeyen bir toplum geri kalmaya mahkûmdur! Yaptığı işlerle ülke yararına bir şey katmıyorsa; ülkenin bir adım öteye gitmesine yardımcı olmuyorsa; kısacası insanlara faydalı olacak bir yönü bulunmuyorsa, boşa kürek çekiyoruz demektir!
Fanatikler bana çok kızacaklar belki ama dost acı söyler. Acı da hayatın bir parçasıdır. Gerçekler gün yüzüne çıkmak için vardır. Bir zamanlar, insanlar elleriyle yaptıkları putlara tapıyordu. Şimdilerde bu farklılaştı gibi… Elbette ki dini inançlarını değiştirdiler demiyorum; ama o tapılan şey için kan dökülüyor, birileri yaralanıyor ve hatta ölüyor.
En basit kavgalar bunlarla başlıyor. Sen nasıl benim takımıma laf atarsın, diye başlayıp ve sonu hastanede biten sebebi ne olduğu belirsiz çatışmalar, tartışmalar…
Dünya kupasını kazandınız diyelim, söyler misiz ne değişiyor? Bir sonraki gün yine güneş doğudan doğuyor; batıdan batıyor. Herkes işine gücüne yine gidiyor. Yine hayatın acı gerçeğiyle baş başa kalıyoruz. Hayatta kalmak için çalışmamız gerekiyor; kendimizi ilerletebilmemiz için çalışmamız gerekiyor.
Çok sevdiğim bir arkadaşım, bir maç günü “haydi maça” dedi. Bana ne maçtan, maçın bana bir yararı olmuyorsa neden ilgileneyim? Akif’in şu dizeleri ne kadar da anlamlı:
Bugünlerde büyük bir futbol coşkusu var. Milli takım, dünya çapında sahalarda kendisini göstermek üzere ülke ülke dolaşıyor… Bunda başarılı da oluyor ve milyonlar bu sevinci coşkuyla karşılıyorlar. Sırf bu maçı izleyebilmek için yeni yeni büyük televizyonlar alınıyor! Sırf bu maçı izleyebilmek için bazı yapılması gereken işler askıya alınıyor!
Kimse zannetmesin ki, buna muhalefet ediyorum. Ben sağlıklı bir şekilde düşünerek olaya bakmaya çalışıyorum. Elbette ki bütün insanları tek bir noktada buluşturan bu etkinlik gayet güzel! Ama gerçekten faydalıysa güzel… Birileri bu etkinlikten dolayı zarar görüyorsa, bunun bütün insanları tekbir noktada buluşturan bir etkinlik olarak nitelemek çok zordur.
Bilimsel ve teknolojik olarak futbolun bize bir katkısı bulunmamaktadır. Üretim adına herhangi bir şey yoktur. Hizmet adına da bir şey yoktur. Futbol, sadece bir hobi olarak kalmaktadır ve stres atmak amacıyla ilgilenilmektedir. Hatta günümüzde bu adeta meslekleşmiş ve futbolculuk herkesin imrenerek baktığı bir meslek seçenekleri arasında bulunmaktadır.
Bu coşkuların dozunu kaçıran bazı insanlar, çevresindekilere zarar vermekte ve körpecik hayatları mahvetmektedirler. Ayrıca etrafta bulunan işyerlerinin ve otobüslerin camlarını indirmeyi de marifet addetmektedirler!
Bizi araştırmadan uzaklaştıran, zamanlarımızın çoğunu ekran başında maçları takip ederek, şampiyonluğa şahit olmamızı sağlayan futbolun kerameti nerededir? Bizleri dünyanın geri kalmışlığından, bilimsel ve teknolojik açıdan geri kalmışlığımızdan futbol mu kurtaracak? Belki bu savunmamla birçok insanı karşıma alacağım ama adeta kendi oluşturduğumuz futbolu, adeta tapma noktasında yüreğimizde büyüttük. Bunun heyecanıyla kalpler dayanamayıp, canlar gidiyor… Bunun mantıklı bir açıklaması yapılmalıdır. Ne için bu kadar heyecanlanılıyor da, kalp buna dayanamıyor!
Elbette, dünya çapında kabul görülen futbol müsabakalarında dereceye girmek heyecanlandırıyor, diyeceksiniz. Ancak bunun için değer mi, bunca heyecana ve kalbimize yenik düşmeye? Değer mi, gece vakti silahları ateşleyerek meraklı bakışlar arasında duran, körpecik çocukların hayatını karartmaya? Değer mi askıya aldığımız işleri ertelemeye?
Her defasında neden geri kalıyoruz diye tartışmalar yapılıyor. Üretmeyen bir toplum, düşünmeyen bir toplum geri kalmaya mahkûmdur! Yaptığı işlerle ülke yararına bir şey katmıyorsa; ülkenin bir adım öteye gitmesine yardımcı olmuyorsa; kısacası insanlara faydalı olacak bir yönü bulunmuyorsa, boşa kürek çekiyoruz demektir!
Fanatikler bana çok kızacaklar belki ama dost acı söyler. Acı da hayatın bir parçasıdır. Gerçekler gün yüzüne çıkmak için vardır. Bir zamanlar, insanlar elleriyle yaptıkları putlara tapıyordu. Şimdilerde bu farklılaştı gibi… Elbette ki dini inançlarını değiştirdiler demiyorum; ama o tapılan şey için kan dökülüyor, birileri yaralanıyor ve hatta ölüyor.
En basit kavgalar bunlarla başlıyor. Sen nasıl benim takımıma laf atarsın, diye başlayıp ve sonu hastanede biten sebebi ne olduğu belirsiz çatışmalar, tartışmalar…
Dünya kupasını kazandınız diyelim, söyler misiz ne değişiyor? Bir sonraki gün yine güneş doğudan doğuyor; batıdan batıyor. Herkes işine gücüne yine gidiyor. Yine hayatın acı gerçeğiyle baş başa kalıyoruz. Hayatta kalmak için çalışmamız gerekiyor; kendimizi ilerletebilmemiz için çalışmamız gerekiyor.
Çok sevdiğim bir arkadaşım, bir maç günü “haydi maça” dedi. Bana ne maçtan, maçın bana bir yararı olmuyorsa neden ilgileneyim? Akif’in şu dizeleri ne kadar da anlamlı:
“Sahipsiz olan bir memleketin batması haktır,
Sen sahip olursan bu vatan
batmayacaktır.
Feryadı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar.
Uğraş ki
telafi edecek bunca zarar var.”
Zamanımızın çok değerli olduğu bir çağa dikkat çekilmektedir. Zaman konusunda zengin değiliz ki! Yapmamız gereken o kadar çok şey varken, şuursuzca kendimizi bir oldubittiye kaptırmamalıyız. Elbette sevineceğiz ama dozunda! Elbette eğleneceğiz ama dozunda! Ölçüsünü kaçırdığınız an, ölçüyü bir daha yakalamak mucize olur…
0 yorum:
Yorum Gönder