Yıllar önce, yedi yaşlarındayken başladık okula... Günler geçti, okumayı öğrendik. Yine günler geçti; toplamayı, çıkarmayı öğrendik. Biraz daha gün geçti çarpmayı öğrendik. Biraz daha günler geçti ve bölmeyi öğrendik... Toplumda şu anda bölmeyi çok kullanıyor sanırım :)
Hayallerimiz vardı; bir öğretmen, bir pilot, bir polis; neyi görürsek hemen onu oluverecektik... Ama samimi, içten bir isteğimiz vardı... Yıllar geçti ve liseye, üniversiteye gitme çağımız geldi... Lisede artık bir seçim yapmak gerekti aslında... Anne baba düşünür:
— Bey, oğlanı hangi liseye göndereceğiz?
— Meslek lisesine göndeririz, bizim çocuk tembelin teki...
— Araştırsaydık?
— Nesini araştıralım, durumu ortada meslek lisesine öğrenciler neden gidiyor zannediyorsun?
Siz neye dayanarak bu çocuğa tembel dediniz? Ya da tembel derken hangi hususlara dayanarak tembel dediniz? Kapasite meselesi! Neyin kapasitesi? İnsanlar sevdiği işi yapmaktan zevk alır ve onun için çalışır. Ama bir işi sevmiyorsa ne kadar çalışırsa çalışsın, sonuç değişmeyecektir.
Olması gereken de budur, insan mutlu olacağı bir meslek seçmesi durumunda başarılı olabilir; topluma faydalı olabilir. İyi bir mühendis iseniz ama ben doktor da olurum derseniz. Ayrıca doktorluk mesleğini sevmemenize rağmen ben doktor olacağım diyorsanız, kendi kendinizi kandırıyorsunuz demektir. Sevmeyeceğiniz bir işte başarılı olma söz konusu değildir.
Diğer taraftan bir öğrenciyi tembel olarak kabul ediyorsanız bile, meslek lisesine sadece tembellerin gitmediği konusuna dikkat çekerim. Yıllardır yapılan yanlışlar, insanların yanlış düşünmesine neden olmuş ve dolayısıyla da yanlış yapmalarına neden olmaktadır. Kaldı ki, bir öğrenci tembel değildir, doğru yönlendirilmeli ve kendisine bu konuda destek verilmelidir.
Çocuklar mesleklerini seçerken onlara rehberlik edecek ama bir mesleği seçmesi konusunda baskı yapılmaması daha doğru olacaktır.
Yani bir şeyi başarmak aslında sevgi işidir, önce sevmeniz gerekmektedir ki başarabilesiniz... Yoksa kapasitedir, şudur budur angarya! Ama sevdiğiniz an hiçbir şey sizi bundan ayıramaz... Bu ince ayrıntıyı yakalamamız dileğiyle...
Sağlıcakla kalınız...
Hayallerimiz vardı; bir öğretmen, bir pilot, bir polis; neyi görürsek hemen onu oluverecektik... Ama samimi, içten bir isteğimiz vardı... Yıllar geçti ve liseye, üniversiteye gitme çağımız geldi... Lisede artık bir seçim yapmak gerekti aslında... Anne baba düşünür:
— Bey, oğlanı hangi liseye göndereceğiz?
— Meslek lisesine göndeririz, bizim çocuk tembelin teki...
— Araştırsaydık?
— Nesini araştıralım, durumu ortada meslek lisesine öğrenciler neden gidiyor zannediyorsun?
Siz neye dayanarak bu çocuğa tembel dediniz? Ya da tembel derken hangi hususlara dayanarak tembel dediniz? Kapasite meselesi! Neyin kapasitesi? İnsanlar sevdiği işi yapmaktan zevk alır ve onun için çalışır. Ama bir işi sevmiyorsa ne kadar çalışırsa çalışsın, sonuç değişmeyecektir.
Olması gereken de budur, insan mutlu olacağı bir meslek seçmesi durumunda başarılı olabilir; topluma faydalı olabilir. İyi bir mühendis iseniz ama ben doktor da olurum derseniz. Ayrıca doktorluk mesleğini sevmemenize rağmen ben doktor olacağım diyorsanız, kendi kendinizi kandırıyorsunuz demektir. Sevmeyeceğiniz bir işte başarılı olma söz konusu değildir.
Diğer taraftan bir öğrenciyi tembel olarak kabul ediyorsanız bile, meslek lisesine sadece tembellerin gitmediği konusuna dikkat çekerim. Yıllardır yapılan yanlışlar, insanların yanlış düşünmesine neden olmuş ve dolayısıyla da yanlış yapmalarına neden olmaktadır. Kaldı ki, bir öğrenci tembel değildir, doğru yönlendirilmeli ve kendisine bu konuda destek verilmelidir.
Çocuklar mesleklerini seçerken onlara rehberlik edecek ama bir mesleği seçmesi konusunda baskı yapılmaması daha doğru olacaktır.
Yani bir şeyi başarmak aslında sevgi işidir, önce sevmeniz gerekmektedir ki başarabilesiniz... Yoksa kapasitedir, şudur budur angarya! Ama sevdiğiniz an hiçbir şey sizi bundan ayıramaz... Bu ince ayrıntıyı yakalamamız dileğiyle...
Sağlıcakla kalınız...
0 yorum:
Yorum Gönder