Her ne kadar siyaset içi konuları konuşmak istemesem de, ortada insanların hayatını ilgilendiren bir konu varsa bunun hakkında kendi görüşlerimi yazmak istedim… Bildiğiniz gibi uzun zamandır gündemde olan başörtüsü meselesi…
Türkiye’nin sınır ötesi kara harekâtı yaptığı şu günlerde, tamamen gözler üniversitelere çevrilmiş ve başörtüsü hakkında olan gelişmelere kilitlenmiş durumda… Öncelikle şunu belirtmek isterim, laikliğin ne olduğu ve cumhuriyetin ne olduğunu iyi anlamak gerekmektedir.
Bazı çevrelerin laikliği, kendi anlayış biçimine göre değerlendirmesi son derece yanlıştır. Laikliğin genel bir tanımı vardır ve anayasamızda eşitlik ilkesi geçmektedir. Buna göre, bütün insanlar özgürlüğünü yaşayabilmelidir… Nasıl ki, kiliselerin açılmasına, misyonerlerin kapı kapı gezip Hıristiyanlığı yayma girişimlerine engel olmuyorlarsa, en doğal hakkı olan kişilerin kılık kıyafet hakkını da vatandaşına vermek durumundalar…
Teessüf ederim ki, bu sorunu çözmeye çalışanlar, konuya fazla önem vermemiş olacaklar ki, çok fazla olaylar olmakta ve kışkırtma eylemleri her tarafta baş göstermektedir. Bu ülkede, adım gibi eminiz ki başörtülü ve başörtüsüz arasında hiçbir zaman çekişme olmamıştır. Boş verin çekişmeyi, böyle bir ayırım olmamıştır. Daha haftalar öncesinde başörtülü ve başörtüsüz yan yana, güle oynaya giderlerken; bugün nasıl oldu da karşı karşıya gelip birbirlerini incitecek sözler sarf etmeye itildiler?
Bazı kişilerin bu olaylar karşısındaki açıkları tespit ederek, ortalığı karıştırıp milleti birbirine düşürme gayretleri apaçık görünmektedir. Önemli olan insanımızın, bu tür asalaklara meydan vermemeleridir. Bir topluluğun içine sızıp da onları kışkırttıktan sonra ortadan kaybolan bu asalakların tuzağına düşmememiz gerekir. Üniversite gençliği bunları düşünmezler mi ve bu kadar düşüncesizce mi hareket ederler?
Türkiye laiktir, laik kalacak! Bu cümleyi dillerinden düşürmemekteler… Acıyarak bakıyorum ki, bu cümleyi sarf eden o öğrencilerin belki %90’ı bunun ne demek olduğunu bile bilmiyorlar… Tarihinden bu kadar bihaber yaşayan bir millet yoktur Türkiye’den başka herhalde…
Ey gençlik! Sizin işiniz, bizim işimiz; bu kışkırtmalara gelmek değil, elele kardeşçe yaşamak ve haklıya hakkını veren bir dünya oluşturmaktır… Bu yolda ilerlerken de bilime, teknolojiye ve eğitime son derece önem vermeliyiz… Tarihimizi bilmeliyiz ki, geleceğimizi görelim. Yoksa karanlıklar içinde kahrolur gideriz! Sizlerin görevi, eğitim alanında çığır atarak bilim alanında üzerinize düşeni yapmaktır.
Adım gibi bilmekteyiz ki, giyim kuşamın ülkenin ilerlemesiyle ya da geri kalmasıyla uzaktan yakından, hiçbir bağlantısı yoktur… Kendi tembelliğimizi örtecek bazı kılıflar arıyoruz ve saçma sapan sebepleri göstererek komik duruma düşüyoruz. Aslında bu durum, ağlanılacak bir durumdur!
Çanakkale’de Seyit onbaşılar, Nezahat Onbaşılar, Mustafa Kemal ve değerli silah arkadaşları, size bu vatanı birbirinize düşman olasınız diye mi bıraktı? Onların mücadelesi yıllar sonra birbirinizi çekemeyip, yiyesiniz diye mi oldu?
Bugün Mustafa Kemal ATATÜRK’ün adını kullanarak haksızlık yapanları, eğer Atatürk görseydi, Atatürk’ün karşısında gerçekten bu saçmalıkları dile getirebilirler miydi? Atatürk, sözde değil, icraatlarıyla bilinen bir simaydı. Günümüzde de onunla boy ölçüşecek bir lider de asla yoktur… Onun devrimlerinin ne olduğunu anlayamayan kişiler tarihi bir daha okusunlar, ama lütfen anlayarak okusunlar!
Bu ülkede bu kadar kargaşa ortamını gören, şehitlerimizin kemikleri sızlamaz mı? Ne derdiniz var da böyle birbirinizi parçalıyorsunuz? Bugün çarşıda gidiyordum, bir otobüs durdu ve şoförü kendi otobüsü içindeki yolcuyu yumruk yumruğa dövdü! Ben şaşırdım buna… Neden aklımızı başımıza almıyoruz? Ne olduğumuzu zannediyoruz? Birilerine haksızlık yapma, hakaret etme yetkisini kimden alıyoruz? Senin derdin neydi be adam(!), yolcunu dövüyorsun? Sebep ne olursa olsun bunlar hiç etik değildir…
Bir önceki yazımda, okulda çarpma işlemini öğrendik; bölme işlemini öğrendik dedim. Sonunda şimdilerde bu bölmeyi oldukça sık kullanıyoruz(!) dedim… Yapmayın lütfen, bu yapılan yanlışlar, ülkemizin gerilemesine sebep oluyor… Bu sorun olmayan meseleleri uzatmanız ülkenin gerilemesine neden oluyor…
Lütfen ama lütfen, sorunları çözecekseniz; ortamı bölmeden, kargaşalar oluşturmadan çözünüz… Eğer bunu yapamazsanız, unutun dünyada saygın bir devlet olmayı… Kendi insanına, kendi içinde haksızlık uygulayan insanlar oldukça biz her zaman geri gideriz; buna isim takmak gerekince de çok komik duruma düşeriz…
Sevgiyle kalınız…
Türkiye’nin sınır ötesi kara harekâtı yaptığı şu günlerde, tamamen gözler üniversitelere çevrilmiş ve başörtüsü hakkında olan gelişmelere kilitlenmiş durumda… Öncelikle şunu belirtmek isterim, laikliğin ne olduğu ve cumhuriyetin ne olduğunu iyi anlamak gerekmektedir.
Bazı çevrelerin laikliği, kendi anlayış biçimine göre değerlendirmesi son derece yanlıştır. Laikliğin genel bir tanımı vardır ve anayasamızda eşitlik ilkesi geçmektedir. Buna göre, bütün insanlar özgürlüğünü yaşayabilmelidir… Nasıl ki, kiliselerin açılmasına, misyonerlerin kapı kapı gezip Hıristiyanlığı yayma girişimlerine engel olmuyorlarsa, en doğal hakkı olan kişilerin kılık kıyafet hakkını da vatandaşına vermek durumundalar…
Teessüf ederim ki, bu sorunu çözmeye çalışanlar, konuya fazla önem vermemiş olacaklar ki, çok fazla olaylar olmakta ve kışkırtma eylemleri her tarafta baş göstermektedir. Bu ülkede, adım gibi eminiz ki başörtülü ve başörtüsüz arasında hiçbir zaman çekişme olmamıştır. Boş verin çekişmeyi, böyle bir ayırım olmamıştır. Daha haftalar öncesinde başörtülü ve başörtüsüz yan yana, güle oynaya giderlerken; bugün nasıl oldu da karşı karşıya gelip birbirlerini incitecek sözler sarf etmeye itildiler?
Bazı kişilerin bu olaylar karşısındaki açıkları tespit ederek, ortalığı karıştırıp milleti birbirine düşürme gayretleri apaçık görünmektedir. Önemli olan insanımızın, bu tür asalaklara meydan vermemeleridir. Bir topluluğun içine sızıp da onları kışkırttıktan sonra ortadan kaybolan bu asalakların tuzağına düşmememiz gerekir. Üniversite gençliği bunları düşünmezler mi ve bu kadar düşüncesizce mi hareket ederler?
Türkiye laiktir, laik kalacak! Bu cümleyi dillerinden düşürmemekteler… Acıyarak bakıyorum ki, bu cümleyi sarf eden o öğrencilerin belki %90’ı bunun ne demek olduğunu bile bilmiyorlar… Tarihinden bu kadar bihaber yaşayan bir millet yoktur Türkiye’den başka herhalde…
Ey gençlik! Sizin işiniz, bizim işimiz; bu kışkırtmalara gelmek değil, elele kardeşçe yaşamak ve haklıya hakkını veren bir dünya oluşturmaktır… Bu yolda ilerlerken de bilime, teknolojiye ve eğitime son derece önem vermeliyiz… Tarihimizi bilmeliyiz ki, geleceğimizi görelim. Yoksa karanlıklar içinde kahrolur gideriz! Sizlerin görevi, eğitim alanında çığır atarak bilim alanında üzerinize düşeni yapmaktır.
Adım gibi bilmekteyiz ki, giyim kuşamın ülkenin ilerlemesiyle ya da geri kalmasıyla uzaktan yakından, hiçbir bağlantısı yoktur… Kendi tembelliğimizi örtecek bazı kılıflar arıyoruz ve saçma sapan sebepleri göstererek komik duruma düşüyoruz. Aslında bu durum, ağlanılacak bir durumdur!
Çanakkale’de Seyit onbaşılar, Nezahat Onbaşılar, Mustafa Kemal ve değerli silah arkadaşları, size bu vatanı birbirinize düşman olasınız diye mi bıraktı? Onların mücadelesi yıllar sonra birbirinizi çekemeyip, yiyesiniz diye mi oldu?
Bugün Mustafa Kemal ATATÜRK’ün adını kullanarak haksızlık yapanları, eğer Atatürk görseydi, Atatürk’ün karşısında gerçekten bu saçmalıkları dile getirebilirler miydi? Atatürk, sözde değil, icraatlarıyla bilinen bir simaydı. Günümüzde de onunla boy ölçüşecek bir lider de asla yoktur… Onun devrimlerinin ne olduğunu anlayamayan kişiler tarihi bir daha okusunlar, ama lütfen anlayarak okusunlar!
Bu ülkede bu kadar kargaşa ortamını gören, şehitlerimizin kemikleri sızlamaz mı? Ne derdiniz var da böyle birbirinizi parçalıyorsunuz? Bugün çarşıda gidiyordum, bir otobüs durdu ve şoförü kendi otobüsü içindeki yolcuyu yumruk yumruğa dövdü! Ben şaşırdım buna… Neden aklımızı başımıza almıyoruz? Ne olduğumuzu zannediyoruz? Birilerine haksızlık yapma, hakaret etme yetkisini kimden alıyoruz? Senin derdin neydi be adam(!), yolcunu dövüyorsun? Sebep ne olursa olsun bunlar hiç etik değildir…
Bir önceki yazımda, okulda çarpma işlemini öğrendik; bölme işlemini öğrendik dedim. Sonunda şimdilerde bu bölmeyi oldukça sık kullanıyoruz(!) dedim… Yapmayın lütfen, bu yapılan yanlışlar, ülkemizin gerilemesine sebep oluyor… Bu sorun olmayan meseleleri uzatmanız ülkenin gerilemesine neden oluyor…
Lütfen ama lütfen, sorunları çözecekseniz; ortamı bölmeden, kargaşalar oluşturmadan çözünüz… Eğer bunu yapamazsanız, unutun dünyada saygın bir devlet olmayı… Kendi insanına, kendi içinde haksızlık uygulayan insanlar oldukça biz her zaman geri gideriz; buna isim takmak gerekince de çok komik duruma düşeriz…
Sevgiyle kalınız…
0 yorum:
Yorum Gönder