Başlık ilginizi çekti değil mi? Evet, ben de internette bu kitabı görünce ilgimi çekti ve baktım, Erdal DEMİRKIRAN zaten ilgi çeken yazılar yazmaya bayılır…Kitabı genel olarak bir değerlendireyim… Genel olarak baktığımız zaman güzel ama her şey ayrıntıda gizlidir. Bakalım Erdal DEMİRKIRAN nelerden bahsetmiş…
Öncelikli olarak klasik olarak tanımlanan aşktan uzak durmuş ve bunu farklı şekillerde açıklamış, özeleştiri yaptığınızda haksız da değilmiş diyebilirsiniz…
Yalnız kitap çalkantılarla dolu, yollar öyle kıvrımlı ki, yolculuğun sonunda bazı düşünceleriniz değişmiş olabilir. Çünkü bazı konuların çıkış noktası doğruya ulaşsa bile beyninizi çalıştırıyor olsa gerek ki, baya bir jimnastik yaptırıyor, uçaktan ani bir iniş yapıyorsunuz bu kitabı okurken ona göre… Kulaklarınız kapanmasın diye ağzınızı açmayı unutmayın…
Fikirleri henüz daha netleşmemiş, oturmamış kişilerin bu kitabı okumasını tavsiye etmem. Bu dalgalarda sürüklenir gider maazallah…
Onun dışında eşlerin birbirlerine karşı duyarlı olmaları, her şeyi sorun etmemeleri çok güzel bir şekilde dile getirilmiş; bu nokta da benden tam not aldı diyebilirim. Ancak şu noktada eleştirim olacak ki, o da Allah aşkından çok fazla bahsetmesi… Çünkü Allah ile kul arasındaki iletişime fazla karışmamalıydı. Elbette bütün insanlar dinlerini öğrenmek ve bilmek durumundadır ve belki benden de iyi biliyordur. Ancak bu konuda söz hakkı kendisi değildir.
Bunun dışında bazı bölümlerde baya açık sözlü olmuş… Bir de Türkçede kullandığı 200 kelimeden bahsetmiş… Doğru çok az kullanıyoruz ancak bu demek değildir ki, doğru kullanıyoruz. Diğer taraftan şu kadar sözcük kullanıyoruz diye toplumu aydınlatanların, herhangi bir art niyetlerinin olduğunu düşünmüyorum.
Bir konuya daha değineyim… Kitapta dilimizde olmayan iki üç kelime var, bunlar açıklanmadığından bilmeyen kişiler maalesef bunu Türkçe zannedecek ve “bugün full doluyum” sözünü sarf edeceklerdir.
Bu konuda hassasım çünkü bu kelimeyi her duyduğumda, Erdal DEMİRKIRAN’a “hoca’” diye hitap edildiğini anımsıyorum… Ben de kursta ders verirken bana “hoca!” denmesini sevmezdim… Tabii bu, “hoca!” diyen vatandaş daha sonraları “hocam” demeyi öğrendi…
Hiç unutmam, yazın bir kursta staj yapıyoruz, bilgisayar laboratuvarındayız, ders anlatıyoruz… Bayan öğrencinin bir tanesi hiç hocam demedi, soru soracak “bakar mısınız?” diyordu. Ben de bakmıyordum tabi :) kim bilir belki başkasına diyordur… Ama böyle olunca herkesin dikkatini çekiyor, o yüzden onlarda mecburiyetten “hocam” deyiveriyorlar.
Kurs işte… Bir defa ortaokul arkadaşım öğrencim olmaz mı :) Dersteyiz, bu vatandaş bana soru soracak bana Erol! Dedi, herkes ona baktı; ben gülmekten öldüm. Tabii o durumu hemen kontrol altına alıp “hocam” dedi :)
Ne alaka şimdi diyeceksiniz… Kitabı okursanız Erdal DEMİRKIRAN’ın bu konuyla alakalı bir anısını bulabilirsiniz…
Şimdi gelelim sadede, bu kitap okunur mu? Ne yalan söyleyeyim, hayatında ilk defa kitap okuyacaksan afallar düşersin, o yüzden bu kitabı okumakla işe başlama! Ama düşünceni gelişince oku, çünkü olaylara farklı açılardan bakmak insanlar için faydalıdır…
2 yorum:
merHaba..
Ben kitabı çok beğendim.. Tamamına katılmasamda bi çok yerinin altını çizdim..
Saygılar..
Elbette bütün çalışmalarda kayda değer yerler vardır. Ama yanlış olduğunu düşündüğüm yerleri de yazımda belirttim. İlginize teşekkürler.
Yorum Gönder