Günümüzde bilememenin sıkıntısını her yaştan insan çekmektedir. Bazı meselelerin ardında neler vardır. Bazı konuların ne olduğu konusunda tam anlamıyla fikir sahibi olmadan, meydanlara atılıp fikirler üretenlerde son derece fazladır.
Günümüzde birçok konuda kanayan yara bulunmakta ve bunlara çözüm yolu bulunamamaktadır. Çözüm son derece basit olmakla birlikte, uygulamada büyük sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Ki, bu sorunları çıkaranların da kendileri başlı başına bir sorundur. Ülkemizde birçok sıkıntı mevut, Kıbrıs meselesi, meslek lisesi meselesi, Türk-Kürt tartışması vs. vs. Bunları istediğimiz kadar uzatabiliriz.
Öncelikle neyin ne olduğunu bilmek gerekir, dolayısıyla bir konu hakkında konuşma ihtiyacı duyduğumuzda onun hakkında derinlemesine bir araştırma yapmak şarttır. Kulaktan dolma bilgilerle, bir yerlerde açıklama yapmak son derece tehlikelidir. Söylediğiniz bir konuda kaynağınızın olması gerekmektedir. “Efendim, Türkiye’de %60 oranında kişi şöyle söyler, böyle söyler…”; iyi de bu oranı nereden aldın?
Dersimize çalışmamız gerekiyor… Bize sorulan sorulardan bile bihaber yaşıyoruz. Kendi alanımızla ilgili yapıtları takip etmiyor ve gelişen ya da yitik hazine misali ortaya çıkan bulgulardan faydalanmıyoruz. Kısacası okumuyoruz, bu o kadar hafife alınıyor ki… Bir meselede okumamanın acısını çekiyoruz… Birileri birim tarihimizde bir yerlerde haksızlık yaptığımızı söylediğinde, ağzımızı açıp bakıyoruz, bu ne diyor diye… Hâlbuki neyin ne olduğunu bilsek, anında o kişiye cevap verebileceğizdir.
Okul hayatı, sadece öğrenmekten ibaret değildir, sadece Türkçe, Matematik, Fenden ibaret değildir. Okul hayatı, eğitim ve öğretimi birlikte barındırır. Dolayısıyla sosyal yönden gelişmemize katkı sağlanmalıdır. Kitap okuma genelde Türkçe ya da Edebiyat dersinin ilgi alanlarında olması sebebiyle, bu alanda başarılı olmak isteyenler daha çok okur gibi bir ima var… Yanlış, kitap okumak tüm insanların ihtiyacıdır. İnsanlar nasıl ki, karnı acıkınca yemek yiyorlarsa, beyinleri de bilgiye muhtaçtır.
Ülkemizde şunu çok açık bir şekilde görebiliyoruz, hurafelere inananlar çok fazla… Sebep nedir, okumamak! Başka sebep aramaya gerek yok, tek sebep bu çünkü… Yine ülkemizin geri kalmasının tek sebebi, yine okumamak! Başka bir şey aramaya gerek yok, çünkü okumayan bir millet yaşam damarlarından biri koparmış demektir!
Bir haksızlığa uğruyoruz, hakkımız olmasına rağmen hakkımızı arayamıyoruz… Neden, yasayı bilmiyoruz! Yasayı okuyoruz, bir şey anlamıyoruz; neden, okumadığımızdan dolayı bir çırpıda okuduğumuz yasadan hiçbir şey anlayamıyoruz…
Öyle anlar olur ki, bir şeyi çarçabuk okumak ve hemen onda verilen mesajı çıkarmamız gerekir. Bunun için de okumamız gerekir.
Okumamıza bir engel de nedir biliyor musunuz? Teknolojidir… Nasıl olur teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor… Gerçekten de doğru, bu teknolojiyi kullanarak ben birçok kitap araştırması yapabiliyorum. Birçok belgeye ulaşabiliyorum ve haberlerimi anında izleyebiliyorum. Dahası dünyayı görebiliyorum…
Bilgisayar teknolojisi, bizi hıza kaptırmış ve bilgiye anında ulaşımı sağlamıştır. Bununla birlikte bir tembellik gelmiştir. Bugün herhangi bir konu araştırıldığında, hemen arama motorlarından konuyu yazdığınızda geliyor; kopyala – yapıştır taktiğiyle fevkalade bu işi başarabiliyoruz… Bunu doğru dürüst okuma zahmeti bile göstermiyoruz…
Bugün okul çağında yetişen beyinler maalesef bu taktiğin kurbanı oluyorlar, dolayısıyla tembelliğe itilmiş oluyorlar. Oysa kütüphanede araştırdıklarında ya da gerçekten bu teknolojiyi gerektiği gibi kullanıp değerlendirdiğimiz takdirde inanın bilgi patlaması yaşanacaktır.
Bu teknolojiyi tutarlı kullanamamamızın bir sebebi de yine okumamaktır. Çünkü bu teknolojiyi nasıl kullanırsak faydalı olacak, nasıl kullanırsak zararlı olacak bunu bilmiyoruz…
Her taşın altından sebep “okumamak” çıkarıyorsun, diyebilirsiniz. Ama gerçek bu… Evde yapılan aile kavgalarını yine okumakla çözebilirsiniz. Çünkü okumak insanı iç muhasebe yapmaya sürükler ve böylece hesaplar şaşmaz, yerli yerine oturur…
Hep birlikte daha güzel yarınlara, cahillikten arınıp, bilgiyle parlayan bir geleceğe ulaşmak dileğiyle…
Günümüzde birçok konuda kanayan yara bulunmakta ve bunlara çözüm yolu bulunamamaktadır. Çözüm son derece basit olmakla birlikte, uygulamada büyük sıkıntılar ortaya çıkmaktadır. Ki, bu sorunları çıkaranların da kendileri başlı başına bir sorundur. Ülkemizde birçok sıkıntı mevut, Kıbrıs meselesi, meslek lisesi meselesi, Türk-Kürt tartışması vs. vs. Bunları istediğimiz kadar uzatabiliriz.
Öncelikle neyin ne olduğunu bilmek gerekir, dolayısıyla bir konu hakkında konuşma ihtiyacı duyduğumuzda onun hakkında derinlemesine bir araştırma yapmak şarttır. Kulaktan dolma bilgilerle, bir yerlerde açıklama yapmak son derece tehlikelidir. Söylediğiniz bir konuda kaynağınızın olması gerekmektedir. “Efendim, Türkiye’de %60 oranında kişi şöyle söyler, böyle söyler…”; iyi de bu oranı nereden aldın?
Dersimize çalışmamız gerekiyor… Bize sorulan sorulardan bile bihaber yaşıyoruz. Kendi alanımızla ilgili yapıtları takip etmiyor ve gelişen ya da yitik hazine misali ortaya çıkan bulgulardan faydalanmıyoruz. Kısacası okumuyoruz, bu o kadar hafife alınıyor ki… Bir meselede okumamanın acısını çekiyoruz… Birileri birim tarihimizde bir yerlerde haksızlık yaptığımızı söylediğinde, ağzımızı açıp bakıyoruz, bu ne diyor diye… Hâlbuki neyin ne olduğunu bilsek, anında o kişiye cevap verebileceğizdir.
Okul hayatı, sadece öğrenmekten ibaret değildir, sadece Türkçe, Matematik, Fenden ibaret değildir. Okul hayatı, eğitim ve öğretimi birlikte barındırır. Dolayısıyla sosyal yönden gelişmemize katkı sağlanmalıdır. Kitap okuma genelde Türkçe ya da Edebiyat dersinin ilgi alanlarında olması sebebiyle, bu alanda başarılı olmak isteyenler daha çok okur gibi bir ima var… Yanlış, kitap okumak tüm insanların ihtiyacıdır. İnsanlar nasıl ki, karnı acıkınca yemek yiyorlarsa, beyinleri de bilgiye muhtaçtır.
Ülkemizde şunu çok açık bir şekilde görebiliyoruz, hurafelere inananlar çok fazla… Sebep nedir, okumamak! Başka sebep aramaya gerek yok, tek sebep bu çünkü… Yine ülkemizin geri kalmasının tek sebebi, yine okumamak! Başka bir şey aramaya gerek yok, çünkü okumayan bir millet yaşam damarlarından biri koparmış demektir!
Bir haksızlığa uğruyoruz, hakkımız olmasına rağmen hakkımızı arayamıyoruz… Neden, yasayı bilmiyoruz! Yasayı okuyoruz, bir şey anlamıyoruz; neden, okumadığımızdan dolayı bir çırpıda okuduğumuz yasadan hiçbir şey anlayamıyoruz…
Öyle anlar olur ki, bir şeyi çarçabuk okumak ve hemen onda verilen mesajı çıkarmamız gerekir. Bunun için de okumamız gerekir.
Okumamıza bir engel de nedir biliyor musunuz? Teknolojidir… Nasıl olur teknoloji hayatımızı kolaylaştırıyor… Gerçekten de doğru, bu teknolojiyi kullanarak ben birçok kitap araştırması yapabiliyorum. Birçok belgeye ulaşabiliyorum ve haberlerimi anında izleyebiliyorum. Dahası dünyayı görebiliyorum…
Bilgisayar teknolojisi, bizi hıza kaptırmış ve bilgiye anında ulaşımı sağlamıştır. Bununla birlikte bir tembellik gelmiştir. Bugün herhangi bir konu araştırıldığında, hemen arama motorlarından konuyu yazdığınızda geliyor; kopyala – yapıştır taktiğiyle fevkalade bu işi başarabiliyoruz… Bunu doğru dürüst okuma zahmeti bile göstermiyoruz…
Bugün okul çağında yetişen beyinler maalesef bu taktiğin kurbanı oluyorlar, dolayısıyla tembelliğe itilmiş oluyorlar. Oysa kütüphanede araştırdıklarında ya da gerçekten bu teknolojiyi gerektiği gibi kullanıp değerlendirdiğimiz takdirde inanın bilgi patlaması yaşanacaktır.
Bu teknolojiyi tutarlı kullanamamamızın bir sebebi de yine okumamaktır. Çünkü bu teknolojiyi nasıl kullanırsak faydalı olacak, nasıl kullanırsak zararlı olacak bunu bilmiyoruz…
Her taşın altından sebep “okumamak” çıkarıyorsun, diyebilirsiniz. Ama gerçek bu… Evde yapılan aile kavgalarını yine okumakla çözebilirsiniz. Çünkü okumak insanı iç muhasebe yapmaya sürükler ve böylece hesaplar şaşmaz, yerli yerine oturur…
Hep birlikte daha güzel yarınlara, cahillikten arınıp, bilgiyle parlayan bir geleceğe ulaşmak dileğiyle…
0 yorum:
Yorum Gönder