Bazen olur ki, tuttuğumuz işi belki başaramayacağımız korkusu alır içimizi… O an biraz düşünür ve artık sıralana gelir, korkular… Artık odaklandığım şey, bu hedefe giderken karşılaşacağım zorluklardır…
Ama bunları düşünmek bana hiçbir zaman fayda sağlamayacaktır. Ben kaçtıkça o beni kovalayacak ve bu kaçış beni mağlup edene kadar sürecektir. Oysa korkmadan o işin üstüne üstüne gitmem durumunda, korkularım mağlup olacak ve benden kaçacaktır. Böylece kendimi esir alan korkulardan arınarak işime devam etmenin mutluluğunu yaşayacağımdır.
Hayatımızın her döneminde bu korkulardan kaçış, birçok kişinin başına gelmiştir. Kimileri bunu yenip kazanıyor… Kimiyse buna mağlup olarak gözlerden ıraklaşıyor… Birçok işi yapmaya karar vermişken, ansızın bedenimizi bir korku sarıyor ve tüm cesaretimizi yerle bir ediyor… Hal böyle olunca hedefe ulaşamıyor ve yapmak istediğimiz güzel hedeflere ulaşamıyoruz.
Ama bunları düşünmek bana hiçbir zaman fayda sağlamayacaktır. Ben kaçtıkça o beni kovalayacak ve bu kaçış beni mağlup edene kadar sürecektir. Oysa korkmadan o işin üstüne üstüne gitmem durumunda, korkularım mağlup olacak ve benden kaçacaktır. Böylece kendimi esir alan korkulardan arınarak işime devam etmenin mutluluğunu yaşayacağımdır.
Hayatımızın her döneminde bu korkulardan kaçış, birçok kişinin başına gelmiştir. Kimileri bunu yenip kazanıyor… Kimiyse buna mağlup olarak gözlerden ıraklaşıyor… Birçok işi yapmaya karar vermişken, ansızın bedenimizi bir korku sarıyor ve tüm cesaretimizi yerle bir ediyor… Hal böyle olunca hedefe ulaşamıyor ve yapmak istediğimiz güzel hedeflere ulaşamıyoruz.
Birilerinden motive bekliyor ve kendimizi korkularımızın derinliklerine salıyoruz. Eğer bize moral verecek biri de yoksa korkuların derinliğine indikçe iyice kayboluyoruz… Birçok deha bu korkularla kaybolmuştur… Elimizi kalbimize koyarak, bir muhasebe yapmalıyız… Yaptığım bu iş gerçekten bana ve etrafımdakilere faydalı mıdır? Beynimiz ve kalbimiz evet diyorsa, hiçbir korku önümüzü alamayacaktır. Ama ikisinden biri şüphede ise isteseniz de bu hedefe ulaşmanız pek zor olacaktır. Kendi kendimizi motive etmeyi öğrenmeliyiz çünkü bizi en iyi anlayan yine kendimizdir...
Herkesin bir korkusu vardır, öğrencilerden bir örnek vermek isterim… Karne günleri gelince, öğrencileri bir korku alır… Çünkü aileler maalesef yeteri kadar soğukkanlı olmamakta ve bu durum her iki tarafta karşılıklı kırgınlıklar bırakmaktadır. Oysa karne günlerinde öğrenci, zayıfı olsa bile bunu korkmadan ailesine söyleyebilmelidir… Tabii bu zayıfları düzeltmek şartıyla… İnsanları korku saldığı zaman akla, mantığa sığmayan işlere bulaşırlar… Öğrencilerde bunlardan esinlenmiş olacak ki, sahte karneler bastırarak ailelerini kandırdıklarını zannediyorlar!
Hiç kimse unutmamalıdır ki, bir başkasını kandırmak gibi bir şey olamaz… Onlar zaten gerçeği bilmemekteler… Bizim ağzımızdan çıkan söze itimat etmekteler… Öyleyse, söylediğimiz yalanla sadece kendimizi kandırıyoruz. Bu da bir bakıma demek oluyor ki, kendimize bile saygımız bulunmamaktadır.
İnsanlar korkuya kapıldıkları an, sağlıklı düşünemez ve o an nasıl bu durumdan kurtulabilirim arayışları başlar… Eğer korku kontrol edilmekten çıkarsa, artık bir faciaya dönüşür… O kişi herkesten, her şeyden kaçar hale gelir ki, günümüzde sokakta yaşayan insanlar bu korkunun pençesinden kurtulamamış insanlardır. Nihayetinde onlar da bir insandır ve sosyal devletin gereği olarak, o kişilerin sokaklardan alınıp başını koyabilecekleri mekânlara yerleştirmeleri, sosyal devletin görevleri arasında olmasının yanı sıra insanlık adına büyük bir görevdir.
İnsanları korkuyla yetiştirme olgusu, pek zayıf ve oturmamış bir metottur. Eskiler yapıyor diye atalarımız yapıyor diye bizim de yapmamız gerekmez! Onların yanlış yapıp yapmadıklarını tenkit ettik mi bunları söylerken? Zaman düşünme zamanı, yaptıklarımızı düşünerek yapma zamanı… Çünkü artık bir şeylerin farkındayız, eskiye göre daha bilgili ve ilgiliyiz… Yarın, çok daha bilgili ve ilgili olmak içindir bunca çabamız…
Her şey insanlar içindir, çünkü her şeyin en iyisine layıktır insanoğlu… Bunun içinde kendimize güvenmeli ve korku zincirlerini kırmalıyız. Haksızlık karşısında duruşumuzu belli etmeli ve Akif gibi, haksızlık karşısında şu mısraları hatırlayarak dimdik ayakta durmalıyız:
Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım…
-Boğamazsın ki !
-Hiç olmazsa yanımdan kovarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir, belki, fakat çekmeye gelmez boyunum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim.
Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım.
0 yorum:
Yorum Gönder