Radyo ve televizyonlarda yayınlanan yayınların tek denetçisi olarak sizler varsınız, bu sebeple kaygı duyduğum bazı konuları size aktarmak ve çözüm yolunda sizlerden bilgi talep etmek istiyorum.
İlk olarak küçük çocuklar için hazırlanan sihirli, büyülü, cadılı gibi dizilerin yayınlanmasını durdurmanızı talep edeceğim, yine yayınlatılması gerekiyorsa, bu gerçek üstü hallerin ortadan kaldırılarak yayınlanmasının daha doğru olacağını siz de çok iyi biliyorsunuzdur…
Çocukların henüz tertemiz, işlenmeye hazır bir hafızaları vardır, bu gerçek olmayan sahneleri gerçek olarak algılıyor ve hayatı yanlış yorumlamalarına sebep olmaktır bu durum… Bir çizgi filmde “pikaçu” diye tabir edilen tiplemeye hayranlık duyan küçük bir kardeşimiz, ben de uçabilirim diye atlaması buna bir örnektir. Bu ve buna benzer haberleri gözlemlemekteyiz. Bizzat şahit olduğum bir olayı aktarmak istiyorum, “Sihirli Annem” diye bir dizi yayınlanmakta idi. O zamanlar otobüse binmiştim, küçük bir çocuk inmek üzere kapıda bekliyordu, otobüs durunca; elleriyle “sihirbaz edasıyla” bazı hareketler yapıp kapının açılmasını sağlamaya çalışıyordu… Hayal ürünü olan bu filmler yerine onları bilgilendiren, zekâlarını kullanmalarına yardımcı olabilecek yayınlar yapılmasının, Türkiye’nin geleceği olan bu “dehalar” için çok daha faydalı olacağı kanısındayım.
Bir diğer husus, son dönemlerde okullarda çıkan şiddet olaylarının önünü almak üzere yayınlanan yapıtlar… Bir örneği, “Arka Sıradakiler”… Olaylara yaklaşımın her zaman kaba kuvvetle olmamasına dikkat çeken bu dizide ve bunun için de bir öğretmenin çabaları gerçekten güzel… Ancak dizide derslerden bahsedilmemesi, araştırmalara yönelik önemden bahsedilmemesi ve en tehlikeli olanında liseli gençlerin hepsinin âşık olduğu birinin olması gerekliliği mesajı, bu amacı saptırdığına inanıyorum.
Bütün filmlerde genel tespit, her nedense bir kitaptan alınan öykü ya da hikâye başlangıçta kitaba göre uyarlanmaya çalışılsa da, bir zaman sonra bunun farklılık gösterdiği ve yönetenlerin bir şeyler kattığını görmekteyiz.
Hayata yeni yeni atılmaya çalışan öğrencilerin hayatına bir aşığının olması gerektiği mesajı veriliyor sanki dizide! Her ne kadar şiddetten kaçınılmış gibi gösterilse de geri planda şiddet asla eksik olmamaktadır.
Okumanın, bilimin, araştırmanın daha ağırlıklı olarak işlendiği diziler olmalıdır. Denilecektir ki, “bu izleyicileri sıkıyordur”, yeri geldiği zaman bunları en uygun şekilde mesajlarla serpiştirilmeleri gereklidir diye düşünüyorum. Lisede, ilköğretimde aşk olmaz, olsa da bunu bütün insanlara bir gereklilik gibi gösterilmesine göz yumulmamalıdır.
Bugün aşk sahnelerini görenler, bazı tutum ve davranışlara girerek sosyal yaşamı zedelemektedirler. İlköğrenim çağında olan bazı kızların hamile olduğu haberleri gündeme gelmektedir.
Türk gençliği, çok fazla zamanını kaybediyor… Bütün bakanlıklar ve bütün kurumlarla işbirliğine geçip bu “deli kanları” değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Niteliksiz değil, nitelikli gençler olabilmeliyiz… Türkiye’nin geleceğini tehdit eden bu dizilerin yayınlanmasının önüne geçilmesi, şiddetten, tembellikten arınmış yayınların gösterime sunulmasını istiyoruz.
Maalesef gençler, macera peşinde olduklarından ve henüz kişilikleri oturmadığından TV’deki bazı tiplemelere özenmektedirler. Bir gözlemimi daha paylaşmak istiyorum. Mesela kurtlar vadisi dizisinde mesaj ne olursa olsun, gençler tarafından yanlış anlaşılmış ve resmen sokaklar “kabadayı” benzetmeleriyle dolmuştur. Gençleri, siyah takım ve tespihlerle görmeye başladık… Bu durum gençlerin şuursuzca özendiğinin en açık göstergesidir. Düşünen bir toplum için bütün yayınların en ince ayrıntısına kadar düşünülerek yayınlanması gerektiğine inanıyorum.
Eğer Türkiye’nin bir yerlere ulaşmasını istiyorsak, biliyoruz ki bunu hep birlikte sağlayabiliriz. Bir yazar adayı olarak bunu asla göz ardı etmeyeceğimdir. Ben de bir gencim ve gençleri tehlike altında tutan bu tür yayınların gözden geçirilmesi için sizlere bu yazıyı yazıyorum.
İlginiz için teşekkür eder ve bu konu hakkında düşüncelerinizi tarafıma yazılı olarak yapılması hususunu ve bu konuda gereğinin yapılması hususunu,
Saygılarımla arz ederim.
İlk olarak küçük çocuklar için hazırlanan sihirli, büyülü, cadılı gibi dizilerin yayınlanmasını durdurmanızı talep edeceğim, yine yayınlatılması gerekiyorsa, bu gerçek üstü hallerin ortadan kaldırılarak yayınlanmasının daha doğru olacağını siz de çok iyi biliyorsunuzdur…
Çocukların henüz tertemiz, işlenmeye hazır bir hafızaları vardır, bu gerçek olmayan sahneleri gerçek olarak algılıyor ve hayatı yanlış yorumlamalarına sebep olmaktır bu durum… Bir çizgi filmde “pikaçu” diye tabir edilen tiplemeye hayranlık duyan küçük bir kardeşimiz, ben de uçabilirim diye atlaması buna bir örnektir. Bu ve buna benzer haberleri gözlemlemekteyiz. Bizzat şahit olduğum bir olayı aktarmak istiyorum, “Sihirli Annem” diye bir dizi yayınlanmakta idi. O zamanlar otobüse binmiştim, küçük bir çocuk inmek üzere kapıda bekliyordu, otobüs durunca; elleriyle “sihirbaz edasıyla” bazı hareketler yapıp kapının açılmasını sağlamaya çalışıyordu… Hayal ürünü olan bu filmler yerine onları bilgilendiren, zekâlarını kullanmalarına yardımcı olabilecek yayınlar yapılmasının, Türkiye’nin geleceği olan bu “dehalar” için çok daha faydalı olacağı kanısındayım.
Bir diğer husus, son dönemlerde okullarda çıkan şiddet olaylarının önünü almak üzere yayınlanan yapıtlar… Bir örneği, “Arka Sıradakiler”… Olaylara yaklaşımın her zaman kaba kuvvetle olmamasına dikkat çeken bu dizide ve bunun için de bir öğretmenin çabaları gerçekten güzel… Ancak dizide derslerden bahsedilmemesi, araştırmalara yönelik önemden bahsedilmemesi ve en tehlikeli olanında liseli gençlerin hepsinin âşık olduğu birinin olması gerekliliği mesajı, bu amacı saptırdığına inanıyorum.
Bütün filmlerde genel tespit, her nedense bir kitaptan alınan öykü ya da hikâye başlangıçta kitaba göre uyarlanmaya çalışılsa da, bir zaman sonra bunun farklılık gösterdiği ve yönetenlerin bir şeyler kattığını görmekteyiz.
Hayata yeni yeni atılmaya çalışan öğrencilerin hayatına bir aşığının olması gerektiği mesajı veriliyor sanki dizide! Her ne kadar şiddetten kaçınılmış gibi gösterilse de geri planda şiddet asla eksik olmamaktadır.
Okumanın, bilimin, araştırmanın daha ağırlıklı olarak işlendiği diziler olmalıdır. Denilecektir ki, “bu izleyicileri sıkıyordur”, yeri geldiği zaman bunları en uygun şekilde mesajlarla serpiştirilmeleri gereklidir diye düşünüyorum. Lisede, ilköğretimde aşk olmaz, olsa da bunu bütün insanlara bir gereklilik gibi gösterilmesine göz yumulmamalıdır.
Bugün aşk sahnelerini görenler, bazı tutum ve davranışlara girerek sosyal yaşamı zedelemektedirler. İlköğrenim çağında olan bazı kızların hamile olduğu haberleri gündeme gelmektedir.
Türk gençliği, çok fazla zamanını kaybediyor… Bütün bakanlıklar ve bütün kurumlarla işbirliğine geçip bu “deli kanları” değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Niteliksiz değil, nitelikli gençler olabilmeliyiz… Türkiye’nin geleceğini tehdit eden bu dizilerin yayınlanmasının önüne geçilmesi, şiddetten, tembellikten arınmış yayınların gösterime sunulmasını istiyoruz.
Maalesef gençler, macera peşinde olduklarından ve henüz kişilikleri oturmadığından TV’deki bazı tiplemelere özenmektedirler. Bir gözlemimi daha paylaşmak istiyorum. Mesela kurtlar vadisi dizisinde mesaj ne olursa olsun, gençler tarafından yanlış anlaşılmış ve resmen sokaklar “kabadayı” benzetmeleriyle dolmuştur. Gençleri, siyah takım ve tespihlerle görmeye başladık… Bu durum gençlerin şuursuzca özendiğinin en açık göstergesidir. Düşünen bir toplum için bütün yayınların en ince ayrıntısına kadar düşünülerek yayınlanması gerektiğine inanıyorum.
Eğer Türkiye’nin bir yerlere ulaşmasını istiyorsak, biliyoruz ki bunu hep birlikte sağlayabiliriz. Bir yazar adayı olarak bunu asla göz ardı etmeyeceğimdir. Ben de bir gencim ve gençleri tehlike altında tutan bu tür yayınların gözden geçirilmesi için sizlere bu yazıyı yazıyorum.
İlginiz için teşekkür eder ve bu konu hakkında düşüncelerinizi tarafıma yazılı olarak yapılması hususunu ve bu konuda gereğinin yapılması hususunu,
Saygılarımla arz ederim.
