İnsanlığın yaratılışından beri insanların nasıl mutlu olabileceğine dair çok şey yazıldı, çok şey söylendi… Günümüzde hâlâ bu konuda eserler verilmekte, tartışmalar, konferanslar ve paneller düzenlenmektedir. Amaç, bütün insanlığın mutluluğa kavuşabilmesidir…
Peki, mutluluğun şu şu yollarla olacağını iddia edenler, çok mu mutlular? Hayır, ama onlar diğerlerine göre daha mutludurlar… Mutluluk, kimi şarkılarda duyduğumuz gibi kaf dağının arkasında değil, kimi filmlerde gördüğümüz gibi parada değil… Mutluluk bakabildiği ve görebildiği her şeyde bir güzellik görmektir! Sabahleyin evden çıkarken bahçede açan çiçeği görmek ya da çiçeğin solduğunu görüp üzülmek bir mutluluktur… Kalp solgun çiçeğe ağlar, bu da bir mutluluktur; demek ki o solan çiçeğin kendisi için bir değeri vardır… Mutluluk, insanların veya maddelerin fiziksel görünümüyle elde edilebilecek bir şey değildir! İnsanoğlu madde değildir ki, mutluluk da madde olsun… Mutluluk ne olursa olsun, olumlu düşüncedir… Güzel görmektir, güzel düşünmektir… O anki durum kötü de olabilir, ama her şeye rağmen olumlu düşünmektir mutluluk…
Sonbaharda bulutların bir araya gelip birden gök gürültüsü, şimşeği yaymaları da bir mutluluktur, gökten rahmet yağıyor… Bakış açısına göre mutluluktur, kimine göre yağmurun yağması felaket, kimine göre de mutluluktur… Ancak mutluluk herkes için vardır, yeter ki yakalamayı bilelim… Herkesin bahçesinde çiçek açar, kimisi onu görüp tebessümler saçar etrafına, kimisi ise umursamadan yoluna devam eder. Aynı imkânlar herkesin elinde, buradan yola çıkarak, anlaşılıyor ki; mutluluk, sadece kendisini isteyenlerin yanındadır!
Beton yığınları arasında kaybolmuş yılları görüyoruz, geçmişe baktığımız zaman… Bizden sonra geleceklere bir parça toprak bırakmamız lazım ki, onlarda mutluluğun bu yüzünü görebilsinler… Mutluluk bazen bir kelebeğin kanat çırpışında, bazen bir çocuğun gülümsemesinde, bazen bir gök gürültüsünde, bazen bülbülün ötmesindedir… Ama hayatın her yerinde mutluluk kıvılcımları uçuşmaktadır. Biz, inatla Kaf dağının arkasından mutluluğun gelmesini beklersek, diğer bir deyişle mutluluğun orada olduğunu zannedersek, daha çok bekler ve yanılırız… Çünkü mutluluk, hemen yanı başımızda…
Sorunlar var, borçlar bir adam boyu vs. vs. bir sürü dert arasında mutlu mu olacağız? Evet, dünya kadar sıkıntı içinde olabiliriz, bunları boş verelim demiyoruz elbette ama kendimizi harap etmeninde hiçbir anlamı yoktur. Sonuçta sağlığımızdan olmakta var… O yüzden bütün sıkıntılara daha bir sabırla gitmek de bir mutluluktur… Elbette bir şekilde o sıkıntıdan kurtulacaksınızdır, bunun içinde hayattan el pençe çekmemek lazım ki, bu sıkıntılardan da kurtulabilelim…
Bazen karıncaların çalışmasını izlemekte mutluluktur… Bakıyorsunuz, bir şeyler taşıyorlar, uzun uzun bir kuyruk… Nereye gidiyor bu kuyruğun ucu? Neden çalışıyorlar böyle? Kışın, hep birlikte sıcacık yuvalarında topladıklarını paylaşarak yemek için… Karıncalarda şöyle bir özellik de vardır; bir arkadaşı bir şeyi taşırken düşerse, diğer karınca hemen yardıma koşar ve birlikte yaparlar işi… Yine başka bir örnek; bir kuş eğer sürüde uçarken düşerse hemen onunla birlikte başka bir kuş daha aşağı iner ve arkadaşının yanında bekler… Ya iyileşene kadar başında bekler ve beraber giderler ya da arkadaşının hayata gözlerini yumduğundan tam emin olduktan sonra tek başına uçuşuna devam eder… Bir başka güzellik ise kuş sürülerine dikkat ettiniz mi? “V” şeklinde uçarlar… Bunun sebebi öndeki kuşlar uçarken oluşan hava ile arkadan gelen kuşlar daha az enerji harcayarak, tek başına kat edecekleri mesafeyi; sürü halinde iken iki katına çıkarırlarmış… Ve en önde giden kuş yorulduktan sonra bir diğeri önderlik ederek uçmaya devam ederlermiş…
Bunlar kimine göre bir mutluluktur, insanlara bir örnektir… İnsan toplumsal bir varlıktır, tek başına yaşayamaz. Öyleyse hepimiz birbirimize sıkıca kenetleneceğiz ki, sıkıntılar uzaklaşsın ve biz gerçek mutluluğu görebilelim…
Kalbinizden sevgi, gönlünüzden mutluluk, yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın…
Peki, mutluluğun şu şu yollarla olacağını iddia edenler, çok mu mutlular? Hayır, ama onlar diğerlerine göre daha mutludurlar… Mutluluk, kimi şarkılarda duyduğumuz gibi kaf dağının arkasında değil, kimi filmlerde gördüğümüz gibi parada değil… Mutluluk bakabildiği ve görebildiği her şeyde bir güzellik görmektir! Sabahleyin evden çıkarken bahçede açan çiçeği görmek ya da çiçeğin solduğunu görüp üzülmek bir mutluluktur… Kalp solgun çiçeğe ağlar, bu da bir mutluluktur; demek ki o solan çiçeğin kendisi için bir değeri vardır… Mutluluk, insanların veya maddelerin fiziksel görünümüyle elde edilebilecek bir şey değildir! İnsanoğlu madde değildir ki, mutluluk da madde olsun… Mutluluk ne olursa olsun, olumlu düşüncedir… Güzel görmektir, güzel düşünmektir… O anki durum kötü de olabilir, ama her şeye rağmen olumlu düşünmektir mutluluk…
Sonbaharda bulutların bir araya gelip birden gök gürültüsü, şimşeği yaymaları da bir mutluluktur, gökten rahmet yağıyor… Bakış açısına göre mutluluktur, kimine göre yağmurun yağması felaket, kimine göre de mutluluktur… Ancak mutluluk herkes için vardır, yeter ki yakalamayı bilelim… Herkesin bahçesinde çiçek açar, kimisi onu görüp tebessümler saçar etrafına, kimisi ise umursamadan yoluna devam eder. Aynı imkânlar herkesin elinde, buradan yola çıkarak, anlaşılıyor ki; mutluluk, sadece kendisini isteyenlerin yanındadır!
Beton yığınları arasında kaybolmuş yılları görüyoruz, geçmişe baktığımız zaman… Bizden sonra geleceklere bir parça toprak bırakmamız lazım ki, onlarda mutluluğun bu yüzünü görebilsinler… Mutluluk bazen bir kelebeğin kanat çırpışında, bazen bir çocuğun gülümsemesinde, bazen bir gök gürültüsünde, bazen bülbülün ötmesindedir… Ama hayatın her yerinde mutluluk kıvılcımları uçuşmaktadır. Biz, inatla Kaf dağının arkasından mutluluğun gelmesini beklersek, diğer bir deyişle mutluluğun orada olduğunu zannedersek, daha çok bekler ve yanılırız… Çünkü mutluluk, hemen yanı başımızda…
Sorunlar var, borçlar bir adam boyu vs. vs. bir sürü dert arasında mutlu mu olacağız? Evet, dünya kadar sıkıntı içinde olabiliriz, bunları boş verelim demiyoruz elbette ama kendimizi harap etmeninde hiçbir anlamı yoktur. Sonuçta sağlığımızdan olmakta var… O yüzden bütün sıkıntılara daha bir sabırla gitmek de bir mutluluktur… Elbette bir şekilde o sıkıntıdan kurtulacaksınızdır, bunun içinde hayattan el pençe çekmemek lazım ki, bu sıkıntılardan da kurtulabilelim…
Bazen karıncaların çalışmasını izlemekte mutluluktur… Bakıyorsunuz, bir şeyler taşıyorlar, uzun uzun bir kuyruk… Nereye gidiyor bu kuyruğun ucu? Neden çalışıyorlar böyle? Kışın, hep birlikte sıcacık yuvalarında topladıklarını paylaşarak yemek için… Karıncalarda şöyle bir özellik de vardır; bir arkadaşı bir şeyi taşırken düşerse, diğer karınca hemen yardıma koşar ve birlikte yaparlar işi… Yine başka bir örnek; bir kuş eğer sürüde uçarken düşerse hemen onunla birlikte başka bir kuş daha aşağı iner ve arkadaşının yanında bekler… Ya iyileşene kadar başında bekler ve beraber giderler ya da arkadaşının hayata gözlerini yumduğundan tam emin olduktan sonra tek başına uçuşuna devam eder… Bir başka güzellik ise kuş sürülerine dikkat ettiniz mi? “V” şeklinde uçarlar… Bunun sebebi öndeki kuşlar uçarken oluşan hava ile arkadan gelen kuşlar daha az enerji harcayarak, tek başına kat edecekleri mesafeyi; sürü halinde iken iki katına çıkarırlarmış… Ve en önde giden kuş yorulduktan sonra bir diğeri önderlik ederek uçmaya devam ederlermiş…
Bunlar kimine göre bir mutluluktur, insanlara bir örnektir… İnsan toplumsal bir varlıktır, tek başına yaşayamaz. Öyleyse hepimiz birbirimize sıkıca kenetleneceğiz ki, sıkıntılar uzaklaşsın ve biz gerçek mutluluğu görebilelim…
Kalbinizden sevgi, gönlünüzden mutluluk, yüzünüzden tebessüm hiç eksik olmasın…