İçinde bulunduğumuz şu son yıllarda susuzluğu her an yaşıyoruz… Özellikle günümüzde artık kendisini iyice belli etmeye başladı… Gündemde olan Ankara ilimizdeki su kesintisi ve yine gündeme düşecek olan İstanbul’da olacağı söylenen su kesintiler…
Dünyanın üçte biri sularla kaplı olmasına rağmen, tatlı su oranı toplam su miktarının yüzde üçü olduğu bilim adamları tarafından dile getiriliyor… Sanayinin gelişmesiyle birlikte ve insanların gözünü daha çok para kazanma hırsı bürüdüğünden çevreye verilen zararlar önemsenmemektedir. Oysa bir damla sıya hasret kalacağı günlere zemin hazırladığının farkına varması gerekmektedir. Varması lazım, eğer önlem alınmazsa Allah göstermesin çok daha kötü durumlara sürüklenebiliriz… Son zamanlarda medya buna dikkat çekmeye çalışıp, su tasarrufu hakkında reklâmlar yayınlamaktalar… Ne güzel, gerçektende güzel… Ama bir şeyleri unutuyorlar… Bazı zenginlerin bahçelerindeki havuzlar nedense hep dolu ve bunlar belli aralıklarla tazelenmiyor mu? Bu konuya çok sevdiğim abim değinmiş ve bir resim göstermişti, orada birçok havuz var ve bu havuz için tonlarca su gerekmekte… Söylemek istediğim şudur, sadece evde kullanılan su değil, dışarıda kullanılan su içinde dikkat çekilmesi gerekmektedir.
Bir diğer önemli nokta parklarda olan havuzlarda sürekli sular akıyor, güzel görünüm olsun diye yapılan bu israfa benim vicdanım dayanmıyor… Zaten susuzluğun başlamasıyla bu süslü görüntülerde yavaş yavaş ortadan kalkıyor… Bütün bunlar bizim bazı küçük ihmallerimizle oluyor, gelelim büyük ihmallere…
Teknoloji ve sanayinin gelişmesiyle dev sanayi kuruluşları kuruluyor ve sürekli bu fabrikalar çalışıyor, bunların atıklar ve zararlı dumanları dünyamızda cirit atıyor… Ayrıca her gün binlerce yeni araç trafiğe katılıyor, bunlardan çıkan egzoz gazları da cabası! Bütün bunlara sadece Türkiye dikkat edecek değil, dünyadaki bütün ülkeler dikkat etmelidir. Reklâmlarla birlikte tüketimin arttığı görülüyor, oysa bunlar olmasaydı; bu kadar tüketim olmayacak ve dolayısıyla çok fazla çöpümüz olmayacaktı… Bir taraftan şu soru ortaya çıkıyor, reklâmlar olmazsa firmalar ürünlerini nasıl satacaklar? Evet, doğru, reklâmlar olmazsa satamazlar; işte bu noktada insanın para kazanma hırsını frenlemek gerekir ki bu da kişilikle alakalı bir konudur… Herkes üzerine düşeni güzel ve düzgün bir şekilde yapsa bu sıkıntılardan kurtulacağımıza inanıyorum…
Belediye başkanının biri diyor ki, zamanında su kesintisi yapmıştık; geceleri ağaçların yaprakları ses yapınca yağmur yağıyor diye dışarı çıkardım. İşte o dönemler bu kadar ki insanları etkilemiş… Kavurucu sıcakların içerisinde yaşam mücadelesi veriyoruz. Yine dondurucu ama yağışsız kışlarda yine yaşam mücadelesi veriyoruz… Mevsimler artık normal işlemiyor… Birileri bunları yıllardan beri dile getiriyordu ama kimse sonucu görmeden adım atmıyordu. Hani insan hastalanmadan doktora gitmez ya! Rahatsızsan gideceksin, ilerlerse dönüşü olamayabilir!
İnşallah bu zor günleri hep birlikte el ele vererek ama bilinçli olarak ama duyarlı olarak atlatırız… Söz konusu resimi aşağıya ekliyorum. Bu manzarayı görünce yapılan israf içinde yine vicdanım buna dayanmıyor… Lütfen ihtiyacımızdan fazlasını boşa vermeyelim…
Dünyanın üçte biri sularla kaplı olmasına rağmen, tatlı su oranı toplam su miktarının yüzde üçü olduğu bilim adamları tarafından dile getiriliyor… Sanayinin gelişmesiyle birlikte ve insanların gözünü daha çok para kazanma hırsı bürüdüğünden çevreye verilen zararlar önemsenmemektedir. Oysa bir damla sıya hasret kalacağı günlere zemin hazırladığının farkına varması gerekmektedir. Varması lazım, eğer önlem alınmazsa Allah göstermesin çok daha kötü durumlara sürüklenebiliriz… Son zamanlarda medya buna dikkat çekmeye çalışıp, su tasarrufu hakkında reklâmlar yayınlamaktalar… Ne güzel, gerçektende güzel… Ama bir şeyleri unutuyorlar… Bazı zenginlerin bahçelerindeki havuzlar nedense hep dolu ve bunlar belli aralıklarla tazelenmiyor mu? Bu konuya çok sevdiğim abim değinmiş ve bir resim göstermişti, orada birçok havuz var ve bu havuz için tonlarca su gerekmekte… Söylemek istediğim şudur, sadece evde kullanılan su değil, dışarıda kullanılan su içinde dikkat çekilmesi gerekmektedir.
Bir diğer önemli nokta parklarda olan havuzlarda sürekli sular akıyor, güzel görünüm olsun diye yapılan bu israfa benim vicdanım dayanmıyor… Zaten susuzluğun başlamasıyla bu süslü görüntülerde yavaş yavaş ortadan kalkıyor… Bütün bunlar bizim bazı küçük ihmallerimizle oluyor, gelelim büyük ihmallere…
Teknoloji ve sanayinin gelişmesiyle dev sanayi kuruluşları kuruluyor ve sürekli bu fabrikalar çalışıyor, bunların atıklar ve zararlı dumanları dünyamızda cirit atıyor… Ayrıca her gün binlerce yeni araç trafiğe katılıyor, bunlardan çıkan egzoz gazları da cabası! Bütün bunlara sadece Türkiye dikkat edecek değil, dünyadaki bütün ülkeler dikkat etmelidir. Reklâmlarla birlikte tüketimin arttığı görülüyor, oysa bunlar olmasaydı; bu kadar tüketim olmayacak ve dolayısıyla çok fazla çöpümüz olmayacaktı… Bir taraftan şu soru ortaya çıkıyor, reklâmlar olmazsa firmalar ürünlerini nasıl satacaklar? Evet, doğru, reklâmlar olmazsa satamazlar; işte bu noktada insanın para kazanma hırsını frenlemek gerekir ki bu da kişilikle alakalı bir konudur… Herkes üzerine düşeni güzel ve düzgün bir şekilde yapsa bu sıkıntılardan kurtulacağımıza inanıyorum…
Belediye başkanının biri diyor ki, zamanında su kesintisi yapmıştık; geceleri ağaçların yaprakları ses yapınca yağmur yağıyor diye dışarı çıkardım. İşte o dönemler bu kadar ki insanları etkilemiş… Kavurucu sıcakların içerisinde yaşam mücadelesi veriyoruz. Yine dondurucu ama yağışsız kışlarda yine yaşam mücadelesi veriyoruz… Mevsimler artık normal işlemiyor… Birileri bunları yıllardan beri dile getiriyordu ama kimse sonucu görmeden adım atmıyordu. Hani insan hastalanmadan doktora gitmez ya! Rahatsızsan gideceksin, ilerlerse dönüşü olamayabilir!
İnşallah bu zor günleri hep birlikte el ele vererek ama bilinçli olarak ama duyarlı olarak atlatırız… Söz konusu resimi aşağıya ekliyorum. Bu manzarayı görünce yapılan israf içinde yine vicdanım buna dayanmıyor… Lütfen ihtiyacımızdan fazlasını boşa vermeyelim…
