Zaman geçiyor ve yeni nesil, hedefsiz bir şekilde ilerliyor… Bu hedefsiz ilerleyişse, bizleri kalpten yaralıyor. Çünkü hedefi olmayan bir toplum her konuda geri kalmaya mahkûmdur.
Tozpembe olayların akışına takılmış bir gençlik, gelecek adına bizlere bir şeyler göstermiyorlar. Bu durum, gelecekte nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızın ipuçlarını veriyor. Bu ipuçları da hiç içimizi ısıtmıyor ve bizleri ürkütüyor! Hızlı bir değişim var, bu doğru… Asla bu durum inkâr edilemez. Bu hızlı değişim, maalesef düşünce süzgecinden geçirilmiyor! Bu değişimin zararlarından ise herkes payına düşeni en iyi şekilde alıyor! Elbette, karamsar olmamak gerekir ancak mevcut durumu görememekte sadece kendimizi kandırmak demektir.
Gençlerin uyanması için yüzlerce kitap yazılıyor, ama okuyan sayısı sın derece sınırlı! Zaten kitap okuyanlar “Uyanış”a kavuşmuş kişiler… Asıl hitap edilen kesime henüz ulaşılmış değil… Bunun için yapılacak tek şey onları bu hazineye ulaştırabilmek! Bütün öğretmenler, aileler, herkes daha ilköğretimdeyken çocuklara kitap okumayı sevdirmelidirler. Okusunlar, araştırsınlar ve öğrensinler. Kulaktan dolma bilgilerle yarı yanlış yetişmelerinin önüne geçilmesi lazım…
Bugün yükseköğrenimde okuyan kişi sayısı oldukça fazla, yine bu kişiler içerisinde kitap okuyan sayısı bunun aksine çok az ve kültürsüz bir yetişme tarzı görülüyor… Yine bu durum, endişelere yol açıyor… Kulaklarında küpeler, çenelerinde, burunlarında metaller ve neredeyse metal yığınına dönüşmüş bazı insanlar; gelecek nesle örnek olacak! Bu kişileri suçlamak yanlış, tamamen suçlamak yanlış; ama derhal bu kişilerin uykularından uyandırılmaları lazım! Çünkü bu yaptıklarının bilincinde olduklarını düşünmüyorum. Toplumda, özellikle gençlerde bir batı hayranlığı almış başını gidiyor! Bu hayranlığın nedeni bile belli değil, her şey çok farklı gösteriliyor, bu gençlere… Oysa hiçbir şey o kutuda (televizyonda) göründüğü gibi değil! Ve batıda özenilecek hiçbir şey yok, bizler kendi kültürümüzü tam anlamıyla öğrensek, işte o zaman ülkemiz daha da gelişecektir… Ama kültürsüzlüğe kendimizi özendirmek ne kadar doğrudur, bunu da sizlerin vicdanlarına havale ediyorum. Hayatta, neden bir gaye ve hedefin olması gerektiği bilinci, gerek medya ve gerek yazılı eserlerle gençlere en iyi şekilde öğretilmesi gerekir.
Son zamanlarda kişisel gelişim kitapları, yanlış yoldan çıkıp; doğru yolu bulan kişileri anlatan romanlar, kitaplar oldukça fazla… Bunun sebebi, toplumun buna “aç” olmasından kaynaklanıyor… Sadece kendimizi düşünmemiz ve sadece maddi değerler noktasında takıntımızın sürmesi, bizi bu noktaya ulaştırmıştır. Gayesi ve hedefi olmayan bir nesil, patlamaya hazır bir bomba gibidir. Zararlı kişiler, mutlaka bu bombaları kullanmak isteyecektir! Bu bombaların da kaybedecek hiçbir şeyi olmadığından, zararlı kişilerin emellerine alet olacaklardır. Bunun için hedef ve gaye bilinci, gençlere en iyi şekilde verilmelidir, neden verilmesi hususu da gayet net ve açıktır.
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığından uzaklaşarak, elimizi taşın altına koymamız lazım… Bazı teşviklerle bütün gençleri hayatın anlamında buluşturmamız lazım. İşte o zaman, Türkiye’nin önünde hiçbir güç duramayacaktır…
Tozpembe olayların akışına takılmış bir gençlik, gelecek adına bizlere bir şeyler göstermiyorlar. Bu durum, gelecekte nasıl bir tabloyla karşılaşacağımızın ipuçlarını veriyor. Bu ipuçları da hiç içimizi ısıtmıyor ve bizleri ürkütüyor! Hızlı bir değişim var, bu doğru… Asla bu durum inkâr edilemez. Bu hızlı değişim, maalesef düşünce süzgecinden geçirilmiyor! Bu değişimin zararlarından ise herkes payına düşeni en iyi şekilde alıyor! Elbette, karamsar olmamak gerekir ancak mevcut durumu görememekte sadece kendimizi kandırmak demektir.
Gençlerin uyanması için yüzlerce kitap yazılıyor, ama okuyan sayısı sın derece sınırlı! Zaten kitap okuyanlar “Uyanış”a kavuşmuş kişiler… Asıl hitap edilen kesime henüz ulaşılmış değil… Bunun için yapılacak tek şey onları bu hazineye ulaştırabilmek! Bütün öğretmenler, aileler, herkes daha ilköğretimdeyken çocuklara kitap okumayı sevdirmelidirler. Okusunlar, araştırsınlar ve öğrensinler. Kulaktan dolma bilgilerle yarı yanlış yetişmelerinin önüne geçilmesi lazım…
Bugün yükseköğrenimde okuyan kişi sayısı oldukça fazla, yine bu kişiler içerisinde kitap okuyan sayısı bunun aksine çok az ve kültürsüz bir yetişme tarzı görülüyor… Yine bu durum, endişelere yol açıyor… Kulaklarında küpeler, çenelerinde, burunlarında metaller ve neredeyse metal yığınına dönüşmüş bazı insanlar; gelecek nesle örnek olacak! Bu kişileri suçlamak yanlış, tamamen suçlamak yanlış; ama derhal bu kişilerin uykularından uyandırılmaları lazım! Çünkü bu yaptıklarının bilincinde olduklarını düşünmüyorum. Toplumda, özellikle gençlerde bir batı hayranlığı almış başını gidiyor! Bu hayranlığın nedeni bile belli değil, her şey çok farklı gösteriliyor, bu gençlere… Oysa hiçbir şey o kutuda (televizyonda) göründüğü gibi değil! Ve batıda özenilecek hiçbir şey yok, bizler kendi kültürümüzü tam anlamıyla öğrensek, işte o zaman ülkemiz daha da gelişecektir… Ama kültürsüzlüğe kendimizi özendirmek ne kadar doğrudur, bunu da sizlerin vicdanlarına havale ediyorum. Hayatta, neden bir gaye ve hedefin olması gerektiği bilinci, gerek medya ve gerek yazılı eserlerle gençlere en iyi şekilde öğretilmesi gerekir.
Son zamanlarda kişisel gelişim kitapları, yanlış yoldan çıkıp; doğru yolu bulan kişileri anlatan romanlar, kitaplar oldukça fazla… Bunun sebebi, toplumun buna “aç” olmasından kaynaklanıyor… Sadece kendimizi düşünmemiz ve sadece maddi değerler noktasında takıntımızın sürmesi, bizi bu noktaya ulaştırmıştır. Gayesi ve hedefi olmayan bir nesil, patlamaya hazır bir bomba gibidir. Zararlı kişiler, mutlaka bu bombaları kullanmak isteyecektir! Bu bombaların da kaybedecek hiçbir şeyi olmadığından, zararlı kişilerin emellerine alet olacaklardır. Bunun için hedef ve gaye bilinci, gençlere en iyi şekilde verilmelidir, neden verilmesi hususu da gayet net ve açıktır.
“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığından uzaklaşarak, elimizi taşın altına koymamız lazım… Bazı teşviklerle bütün gençleri hayatın anlamında buluşturmamız lazım. İşte o zaman, Türkiye’nin önünde hiçbir güç duramayacaktır…

